Kaptanpaşa Mah. Darülaceze Cad. Bilaş İş Mrk. B Blok No:33 K:3 D:43 Okmeydanı
+90 212 210 00 33 - 210 55 88
  • Facebook
  • Twitter
  • Linkedin
  • Google Plus

Vergi Yasalarımız Ulusalmı

ANASAYFA  /  MAKALELER  /  VERGI  /  Vergi Yasalarımız Ulusalmı

                                                                                                                                         

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK                                                                                                             

VE DENETİM TİC. LTD. ŞTİ.

 

Dr. Yusuf İLERİ
Haliç Üniversitesi Öğretim Görevlisi
Dünya Gazetesi - 31.10.2002

 

VERGİ YASALARIMIZ ULUSAL MI?
Vergide ulusallık kavramı ile; yatırımlar ve ihracatı geliştirmede, sanayi, tarım ve
hizmetleri teşvikte, iç tasarruf ve sermaye oluşumunda, bu amaçlı bilimsel araştırma ve
geliştirmede (AR-GE), gelirin ve servetin adaletli dağılımında, vergisel tedbirlerin ekonomik
yapımıza ve sosyal dokumuza uygunluğu ve katkısından söz etmekteyiz. Bu amaçlı bu ikinci
yazımızın konusunu, bu kez tarım ve tarımsal üretim ile ilgili vergisel düzenlemeler
oluşturmaktadır.
Türkiye'de tarımın yıllık ortalama büyüme hızı 1980 öncesi yıllarda, ortalama %3,6
civarında iken, 1980-90 arasında %1,3, 1990-97 arasında ise %1,2’ye düşmüş ve bu son iki
dönemde de nüfus artış hızının altında kalmıştır.
Vergisel yönüne geçmeden önce belirtmek gerekir ki, Türkiye'de tarımın çok ciddi
yapısal sorunları bulunmaktadır. Bunlar hızlı ve yaygın erozyondan, buna bağlı verimli toprak
kaybından, hâlâ egemen olan küçük köylü tarımının mülkiyet yapısına, miras yoluyla
toprakların giderek parçalanmasına; ekonominin diğer kesimlerinin kullanamayacağı kadar
düşük vasıftaki emek gücünün tarımda yığılmasına vb. kadar uzanır. 1980 öncesi dönemlerde
bu yapısal zaaflara rağmen tarımın "iyi" bir büyüme göstermesi devletin çok yönlü desteğiyle
mümkün olabilmişti. Bu destekler girdilere (gübre ve faiz hadleri) ve ürünlere verilen
(destekleme alımları yoluyla) mali desteklerden oluşuyordu. Ayrıca dış ticaret koruması
yoluyla iç pazar dış rekabetten korunuyordu. 1970'li yıllarda yapılan desteklerin kapsamı
tarım üretiminin %16'sına varmıştı. Ancak bu destekler sayesindedir ki, Türkiye (başta
Amerika ve AB olmak üzere hemen her ülkenin stratejik bir hedef saydığı) gıda alanında
kendi kendine yeter olabilme hedefine ulaşabildi. Bu dönemde siyasetçilerin başlıca övünç
kaynağı "Türkiye'yi dünyada kendi kendine yeter olabilen yedi ülkeden biri" haline
getirebilmiş olmaktı.
1980'le birlikte bir kere, devlet destekleri giderek azaltıldı. Ayrıca ithalat giderek
serbestleştirildi, faiz hadleri yükseltildi. Türkiye et, süt, buğday ve mamulleri gibi temel gıda
maddelerinde giderek ithalatçı olmaya başladı. 1990'1ı yıllara gelindiğinde AB'yle GB'de,
"Son Aşama"ya geçişin getirdiği AB'nin Ortak Tarım Politikası'nı Türkiye'nin kendi
kaynaklarından finanse ederek uygulaması ve tarımda serbest dolaşıma geçiş GATT Uruguay
Anlaşması'nın tarımda da serbestleşmeyi getirmesi ve sübvansiyonlara karşı çıkanların
getirdiği olumsuzluklar eklendi. Hayvancılıkta ise, büyük çöküş yem fabrikaları, SEK, EBK
gibi bu kesimde (kârsız) alım-satım yapan fabrikaların özeleştirilmesiyle oldu.

Tarımda esas sorun temel girdiler; petrol ürünleri, gübre, tohum ve ilaçtaki periyodik
fiyat artışları ve bunların bünyelerine devletçe eklenen dolaylı vergilerdir. Tekel niteliğindeki
çok uluslu firmaların denetiminde olan bu girdilere, uygulanan fiyat tarifesi bir nevi "iç
gümrük" işlevi görmektedir. Bu fiyatlara köprüler, yollar gibi kamusal hizmetlere yapılan
zamlar ile temel girdiler olan petrol, dizel, gübre, ilaç ve tohuma uygulanan katma değer ve
akaryakıta uygulanan akaryakıt tüketim vergisi ve akaryakıt fiyat istikrar payı ile bunların
kaldırılmasıyla yerlerine geçen özel tüketim vergisi eklenince, yurt içinde üretilen malların
maliyetleri dahi aynı anda gerçekleştirilen mal ithalatının serbestleşmesiyle, ithal malların
satış fiyatlarının üstüne çıkmalarıdır. Buna yüksek ulaştırma fiyatları eklenince, çiftçilerin
kendi ürünlerini ithal bioteknoloji-gen tekniği ve bol sübvansiyonlu ithal tarım ürünleri ile
doğrudan rekabet etmek imkânını olanaksız kılmıştır.
Dolaysız vergilere gelince: Burada konumuzla ilgili tek vergi olan GVK'nunda
01.01.1998 tarihinde geçerli olmak üzere yapılan değişiklerle 'Küçük çiftçi muaflığı'
kaldırılmış, çiftçilerin elde ettikleri zirai kazançların herhangi bir ayrıma tabi tutulmaksızın
GVK'nun 94. maddesine göre hasılatları üzerinden tevkifat yapılmak, bazı hallerde gerçek
usulde vergilendirileceği hükme bağlanmıştır. Oysa GVK'nun; 12. maddesinde 24 grup olarak
tespit olunan işletme büyüklüğü ile 13. maddesinde belirlenen satış tutan ölçüsünü aşmayan
çiftçiler gelir vergisinden muaf tutulmakta, vergiye tabi olacak çiftçilerden yıllık hasılat
tutarları 53'üncü maddede yazılı haddi aşmayanların kazançları götürü gider esasına, aşanların
kazançları ise gerçek kazanç usulüne göre tespit olunmaktaydı. Kazancın götürü gider esasına
göre tespiti halinde, hasılata %70 ila %80 götürü gider ve ayrıca bazı temel harcamalar gider
olarak indirildikten sonra vergilendirilmeye geçiliyordu.
Çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller ve hizmetler için yapılan ödemelerden;
GVK'nun 94.maddesi uyarınca stopaj oranlan %1 ila %4 arasındadır. Bu durumda satış tutan
üzerinden %1 ila %4 vergi alınması ile bunun sağladığı gelir üzerinden %10 ila %40 vergi
alınması arasında hiçbir fark yoktur. Üstelik bu yüksek vergiler, tüccar ya da ilgili kurum
tarafından peşin olarak alınmakta ve nihai vergilendirme sayıldığı için, zarar hali dahil hiçbir
şekilde iadesi mümkün olamamaktadır. Görülüyor ki, tarım politikamızın vergisel yönünü de
kapsayacak şekilde, ulusal bir anlayışla yeniden yapılandırılması gerekmektedir.



Yusuf ileri
27-10-2015 14:39:55
Bu yaziyi indirmek için tıklayınız :   DOWNLOAD PDF

Bizi Takip Edin

  • Facebook
  • Twitter
  • Linkedin
  • Google Plus

© 2015 Tüm Hakları Saklıdır Yusuf ileri

HİZMETLERİMİZ

  • » Bağımsız Dış Denetim Hizmetleri
  • » Vergi ve Tasdik Hizmetleri
  • » Mali Danışmanlık Hizmetleri
  • » Diğer Danışmanlık Hizmetleri
  • » Hukuk Danışmanlığı

ADRES

Kaptanpaşa Mah. Darülaceze Cad. Bilaş İş Mrk. B Blok No:33 K:3 D:43 Okmeydanı
Şişli/İSTANBUL
Yusuf ileri
2019 © Powered by : KETENCEK I.T