Kaptanpaşa Mah. Darülaceze Cad. Bilaş İş Mrk. B Blok No:33 K:3 D:43 Okmeydanı
+90 212 210 00 33 - 210 55 88
  • Facebook
  • Twitter
  • Linkedin
  • Google Plus

Ticaret Sicilinde Silinse de Vergiden Kurtuluş Yok

ANASAYFA  /  MAKALELER  /  VERGI  /  Ticaret Sicilinde Silinse de Vergiden Kurtuluş Yok

                                                                                                                                         

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK                                                                                                             

VE DENETİM TİC. LTD. ŞTİ.

 

Dr. Yusuf İLERİ
Haliç Üniversitesi
Vergi Dünyası, 02/2010


TİCARET SİCİLİNDE SİLİNSE DE VERGİDEN KURTULUŞ YOK
ÖZET
Tasfiyesi tamamlanmış ve ticaret sicilinde kaydı silinmiş bir mükellefe tarhiyat
yapılması sorunlu bir konuydu. Bu mükelleflere yönelik tarhiyatlar yargı organlarınca
"ehliyet" yönünden ya da "şirketin münfesih olması" nedeni ile kaldırılıyordu.
Bu çalışmada vergi mükellefleri arasında eşitsizlik yaratan bu durumu düzelten 5094
sayılı Kanunla yapılan düzenleme incelenmektedir. Yapılan düzenleme ticaret sicilinde kaydı
silinmiş mükelleflerin defter ve be belgelerinin istenmesi, incelenmesi ve bunun sonucunda
tarhiyat yapılmasını olanaklı hale getirmektedir.
I. GİRİŞ
Tüzel kişilerin tasfiyeye bağlı olarak ticaret sicilinde kayıtlarının silinmesinden,
bunların kanuni temsilcileri ile tasfiye memurlarına, limited şirketlerde ek olarak ortaklarına
sorumluluk getiren yeni ve önemli bir düzenleme yapıldı. 5904 sayılı kanunla yapılan bu
düzenleme "mükellef kaçar, vergi idaresi yakalar" şeklindeki klasik mükellef-idare ilişkisini
açıklar mahiyette.
Değişiklik öncesi hukuki durum ve uygulamalardan başlayarak konuyu açıklamaya
çalışalım.
II. TASFİYE İLE VERGİ TARHİYATINDA KURTULUŞUN OLDUĞU SÜREÇ
Yasalarımıza göre iki çeşit kişilik var: Bunlar gerçek kişiler ve tüzel kişilerdir. Türk
Medeni Kanununun 28. maddesine göre "Gerçek kişilerde kişilik, çocuğun sağ olarak
tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer." Bunlara düşen ödevler, ölüm halinde
mirası reddetmemiş mirasçılara geçer.
Tüzel kişiler ise bu kişiliklerini tescil anında kazanırlar ve ticaret sicilinde silinmekle
hükmi şahsiyetlerini kaybederler. Türk Ticaret Kanunu’nun 439’uncu maddesine göre, infisah
eden şirket tasfiye haline girer. Tasfiye, tüzel kişiliğin bitmesi durumunda, mal varlığının
geleceği ile ilgili işlemleri ifade eder. 5904 sayılı yasaya kadar, tüzel kişilerin tasfiye ile
ticaret sicilinde kayıtlarının silinmesinden sonra, gerçek kişilerden farklı olarak, herhangi bir
yükümlülüklerinin kalmadığı prensibi hukuk sistemimize damgasını vurmuştur. Kurumlar Vergisi Kanunu’nda

buna paralel olarak 17’nci maddesiyle tasfiye memurlarının
sorumluluğunu; (1 ) Tasfiye beyannamelerine göre tahakkuk edenler dahil tahakkuk etmiş
vergiler, (2) İtirazlı tarhiyatlar (3) Tasfiye işlemlerinin incelenmesi sonucu tarhedilecek
vergilerin asıl ve zamları ile vergi cezaları tutarlarının ödenmesi ya da bu tutarlar için uygun
karşılık ayrılması ile sınırlamıştır. Tasfiye memurları tasfiye anındaki mevcut verilere göre,
bu vergisel yükümlülükleri yerine getirdikten sonra alacaklılara ödeme ve tasfiye karından
ortaklara paylaştırma yapacaklardır. İşte bu maddi yükümlülükler ile vergi kanunları ve Türk
Ticaret Kanunu’nda sayılan şekli yükümlülüklerini ikmalinden sonra tasfiye tamamlanmış
kabul edilecek ve bu şirketlerin kayıtları silinmiş olacaktır. Hukuk sistemimiz bu şirketlerin
bu aşamadan sonra geride herhangi bir iş ve işlemlerinin kalmadığı; bir eser ve iz
bırakmadıkları kurgusu üzerine oturtulmuştur. Geride bir iş, işlem, eser ve iz kalmayınca
doğal olarak muhatap tutulacak bir kişi ya da organa da gerek duyulmamıştır.
Ancak süreç, vergi açısından durumun hiç de böyle olmadığını, ticaret sicilinden
silinmesinden sonra da tüzel kişilerle ilgili birçok nedenle geriye dönük işlem tesis edilmesi
gerektiğini ortaya koymuştur. Bu ihtiyaç, tasfiye işlemlerinin usul ve yasa hükümlerine uygun
olarak noksansız ve kusursuz tamamlanmış olması halinde yine de ortaya çıkabilmektedir.
Bazen tasfiyesi tamamlanarak ticaret sicilinden kaydı silinmiş mükellefle ilgili defter ve
belgelere bir başka incelemenin selameti açısından da ihtiyaç duyulabilir. Bu bağlamda bir
karşıt inceleme ile ilgili olarak ticaret sicilinden kaydı silinmiş bir mükellefteki bilgi ve
belgeye ihtiyaç duyulması halinde muhatap olarak kime başvurulacaktır? Tasfiye
tamamlandıktan sonra herhangi bir şekilde bu mükellefin vergi kaybına sebebiyet verdiği
yönünde güçlü emareler ortaya çıkmış ise vergi incelemesi yapılamayacak mıdır? Bu
kapsamdaki bir mükellefle ilgili bir inceleme yapılması gereği ortaya çıktığında defter ve
belgeler kimden istenecektir? Defter ve belgeler ele geçirilmiş veya ibraz edilmediği
gerekçesiyle veyahut diğer nedenlerle ikmalen ya da re’sen bir tarhiyat yapmak zorunluluğu
doğmuşsa bu tarhiyatın muhatabı kim olacaktır? Çünkü hem ticaret kanunumuzun şirketlere
ilişkin hükümlerinde hem de vergi yasalarında ve esasen kül halinde hukukumuzda bu
durumlar öngörülmediği içindir ki ortaya bir muhatap konmamıştır.
Gerçi hukuksal durum bu vaziyette olduğu halde Vergi İdaresi yine de tesis etmek
istediği işlemden geri kalmamıştır, ama yargıya yansıyan olaylarda yargı kararları hep bu tür
tarhiyatların kaldırılması yönünde olmuştur. Yargı kararları incelendiğinde anlaşılmaktadır ki,
Vergi İdaresi tasfiyesi bitmiş ve ticaret sicilinde kaydı silinmiş mükelleflere yönelik, vergi
incelemeleri yapmakta ve bu incelemeler sonucunda tarhiyat önermektedir. Tarhiyatlar tasfiye
memurlarına tebliğ edilmekte, çoğunda da tasfiye memuru aynı zamanda şirketin son dönem
yönetim kurulu üyesi ya da müdürüdür. Bazen defter ve belgelerin ibraz edilmemesi tarhiyata
gerekçe olmuşken; bazen de defter ve belgeler ibraz edilmiş, bu defter ve belgeler üzerinden
yapılan inceleme sonucunda bulunan matrah farkı ya da matrah kısmı üzerinden tarhiyat
yapılmıştır. Ne var ki farklı fiil ve kaynaklara dayalı yapılan bu tarhiyatlardan, yargıya intikal
etmişlerin tamamında mahkeme kararlarının sonucu ve gerekçesi hep şöyle olmuştur:
Davanın reddine.

Kararın sadece bu sonucu okunduğundan sanki tarhiyat onanmış, mükellef kaybetmiş
sanılmaktadır. Ancak kararların gerekçesi okunduğunda davanın "ehliyet" yönünden
reddedildiği görülecektir. Bu tarhiyata muhatap olan kanuni temsilci ve tasfiye memurunun;
davayı açma görev, yetki, yükümlülük ve sorumluluğunun olmadığı anlamına gelmektedir.
Bunun mefhumu muhalifinde yani karşıt kavramında çıkan sonuç ise tasfiyesi tamamlanıp
ticaret sicilinden kaydı silinen şirketlere önceki dönemlerle ilgili olsa dahi vergi tarh
edilemeyeceği, ceza kesilemeyeceği, temsile yetkili organının olmadığı; hülasa, tesis edilen
işlemlerin de hukuki sonuç doğuramayacağıdır. Karar gerekçeleri de bu çerçeveyi net olarak
ortaya koymaktadır. Bu doğrultudaki kararları edinmek için ilgili yayınlarda ya da kısa yoldan
internet üzerinde şöyle kısa bir gezinti yapmak yeterli olacaktır. Örneğin Danıştay Vergi Dava
Daireleri Genel Kurulunun 24.12.1999 tarih ve E:1999/248, K: 1999/61O sayılı kararı:1 "...
tasfiye döneminden önce şirketin yönetim kurulu üyesi, daha sonra da tasfiye memuru olan
şahıs tarafından dava açıldığının anlaşıldığı, bu tarihte şirketin hukuki varlığından söz
edilemeyeceği gibi ihbarnamelerin tasfiye memuru hakkında hüküm ifade etmesi, salınan
vergi ve cezadan sorumlu tutulması mümkün olmadığından davanın ehliyet yönünden reddi
yolundaki ısrar kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
II. TASFİYE ÖNCESİ DÖNEMLERE DÖNÜK SORUMLULUK
A- SORUMLULUĞUN ESASLARI
"Olur böyle vakalar, Türk polisi yakalar," deyişinde olduğu gibi işte bütün bu
mahzurları gidermek için bir hayli gecikmeli de olsa 5904 sayılı kanunla, Kurumlar Vergisi
Kanunu’nun 17inci maddesine bir fıkra2 ilave edilmiştir. Eklenen fıkra şöyledir: Tasfiye
edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin tasfiye öncesi ve tasfiye
dönemlerine ilişkin olarak salınacak her türlü vergi tarhiyatı ve kesilecek cezalar, müteselsilen
sorumlu olmak üzere tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerinden, tasfiye dönemi için
ise tasfiye memurlarından herhangi biri adına yapılır. Limited şirket ortakları, tasfiye öncesi
dönemlerle ilgili bu kapsamda doğacak amme alacaklarından şirkete koydukları sermaye
hisseleri oranında sorumlu olurlar. Şu kadar ki, bu fıkra uyarınca tasfiye memurlarının
sorumluluğu, tasfiye sonucu dağıtılan tutarla sınırlıdır." Böylece tüzel kişilerin, tasfiyesi
tamamlanmış ve ticaret sicilinden kaydı silinmiş olsa dahi, geçmişe dönük olası
tarhiyatlardaki muhatapları belirlenmiştir. Bunlar tasfiye öncesi dönemler için kanuni
temsilcileri, tasfiye dönemi için tasfiye memurlarıdır ve sorumlulukları müteselsildir. Bu
arada limited şirket ortakları da ihmal edilmemiş, artık mutat hale geldiği üzere bu şirketlerin,
kanuni temsilcilerine ilave olarak, ortakları da sermaye hisseleri oranında sorumlu
tutulmuşlardır. Bu arada belirtmek gerekir ki Kurumlar Vergisi Kanunu’muzun 17’inci
maddesinin 7’inci fıkrasında tasfiye işlemlerinin incelenmesi ile ilgili eskiden beri mevcut bir

 

1 http://www.danistay.gov.tr/kerisim/ozet.jsp?ozet=metin&dokid=16707
2 3.7.2009 tarih ve 27277 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanmıştır.

 

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK
VE DENETİM TİC. LTD. ŞTİ.
Darülaceze Caddesi No:33 Bilaş İş Merkezi B Blok K.3 No:43 Okmeydanı - İstanbul Tel:(0212) 210 55 88–210 00 33
(pbx) Fax:(0212) 210 60 30 E-Mail: [email protected] Web site: www.ileriymm.com
hüküm vardır, ancak öyle anlaşılıyor ki bu hüküm yetersiz kalmıştır. Bu hükme göre tasfiye
beyannamesinin verilmesiyle beraber tasfiye memurlarınca, işlemlerin vergi kanunları
yönünden incelenmesini bir dilekçe ile talep etmeleri, inceleme elemanlarının da üç ay içinde
harekete geçerek vergi incelemelerini aralıksız sürdürmeleri gerekmektedir. Ne var ki bu
incelemelere dayalı tarhiyatların tasfiye tamamlanmadan ve kurumun ticaret sicilinde
kaydının silinmesinden önce muhatabına tebliğ edilmesi gerektiği hatırlanırsa vergi
incelemelerinin oldukça kabarık olan sayısı, karmaşıklığı ve uygulamadaki çeşitli güçlükler
dikkate alındığından bu hükmün sorunu çözmede ne denli yetersiz kaldığı açıkça görülür.
B- SORUMLULUĞUN BAŞLADIĞI TARİH VE HANGİ OLAYLARA
UYGULANACAĞI
Bu düzenleme, Kanunun 40/d maddesi uyarınca Resmi Gazete'de yayınlandığı 3.7.2009
tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu hukuki düzenlemeler yokken dahi Vergi İdaresi’nin benzeri
tarhiyatları yaptığı yönündeki yukarıdaki açıklamalar göz önüne alındığında, mevcut
uygulamasını aynen sürdüreceğinden yani uygulamanın geriye dönük yürütüleceğinden
tereddüt etmek için bir neden yoktur. Ancak böylesi bir uygulamanın yargı tarafından
benimseneceğini söylemek mümkün değildir. Bu noktada sorumluluk uygulamasının hangi
olaylara uygulanacağı önem kazanmaktadır. Kanunların yürürlüğe girdikten sonraki vergiyi
doğuran olaylara uygulanması asıldır. Buna kanunların "geçmişe yürümemesi (makabline
şamil olmama) ilkesi denir. Bu durumda Kanunun yürürlüğe girdiği 3.7.2009 tarihinden önce
tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflere yönelik muhtemel
vergi incelemesi ve bu incelemelere bağlı tarhiyatlar hakkında 3409 sayılı yasa ile getirilen
sorumluluğu tatbik etmek mümkün olacak mıdır? Yoksa tasfiye ve ticaret sicilinden silinme
tarihine bakılmaksızın bu mükelleflere yönelik kanunun yürürlüğe girdiği 3.7.2009 tarihinden
sonra tebliğ edilen "her türlü vergi tarhiyatı ve kesilecek cezalar" bu yeni sorumluluk
kapsamında mı olacaktır? Şu halde esas sorun, sorumluluk uygulamasının düzenlemenin
yürürlüğe girdiği 3.7.2009 tarihinden sonra sicilden kaydı silinmiş mükellefler hakkında mı;
yoksa bu tarihten sonra tebliğ edilen tarhiyatlar yönünden mi geçerli olacağı noktasına
düğümlenmiş durumdadır. Bu şirketlerin ticaret sicilinde kaydının silindiği tarih ile Kanunun
yürürlüğe girdiği 3.7.2009 zaman aralığında haklara sahip olması, borçlu kılınması ve temsili
hukuken olanaklı değildir. Bu bakımdan 5409 sayılı Kanunla vergi tarhiyatları yönünde
getirilen sorumluluğun 3.7.2009 tarihinde önce hukuki sonuç doğurmayan, başka bir deyişle,
hukuk düzeninde varlık kazanmayan, herhangi bir kişinin menfaatini ihlal etmesini
düşünülemez. Şu halde 3409 sayılı kanunla getirilen sorumluluğun ancak Kanunun yürürlük
tarihinden sonra tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflere
yönelik yine bu tarihten sonra tebliğ edilen tarhiyatlar yönünden geçerli olacağı görüşü ağırlık
kazanmaktadır.

 

3 Şükrü KIZILOT ve diğerleri, Vergi Hukuku, Yaklaşım Yayıncılık, Ekim-2006, S:67

 


III. SONUÇ

Tasfiye eden şirketler hakkında geçmişe dönük, bunların tasfiye memurları ile kanuni
temsilcilerine, limited şirketlerde ilave olarak ortaklarına sorumluluk getiren düzenleme
önemli bir hukuksal ihtiyacı gidermektedir. Bu, yapılması gerekli ve zorunlu olan yasal
işlemlere karşı bir muhatap yaratmadır. Bu düzenleme ile beraber bu şirketlerin Vergi
İdaresine defter ve belge ibraz etmenin önündeki hukuki engel aşılmıştır. Bu durumda
tasfiyesi bitmiş de olsa bu mükelleflerin geçmişe dönük iş ve işlemleri hem karşıt incelemeye
konu olabilecek, böylece bu mükelleflerle ilişkide bulunan üçüncü kişiler hakkında sağlıklı
bilgiler edinilecek; hem de bu mükellefler hakkında vergi incelemesi yapmak dolayısıyla
vergi yasalarına aykırı uygulamaları hakkında tarhiyat gerçekleştirmek mümkün olabilecektir.
Öte yandan geçmiş uygulamalara bakıldığında Vergi İdaresinin Kanunun yürürlüğe
girdiği tarihten önce tasfiye edilmiş şirketler hakkında da olası vergi incelemelerine bağlı
olarak tarhiyat yapacağı; buna karşın istikrar kazanmış yargı kararlarına bakıldığında yargı
organlarının Kanununun yürürlüğe girdiği 3.7.2009 tarihinde önce ticaret sicilinde kaydı
silinmiş şirketleri bu düzenleme ve uygulamadan vareste tutacağı görüşüne ulaşılmaktadır.

 

KAYNAKÇA
1. "Şenyüz D. KIZILOT Ş., TAŞ M., DÖNMEZ Ş. (2006), Vergi Hukuku, Yaklaşım
Yayıncılık,
2. Yılmaz, E. (2005). Hukuk Sözlüğü (9.Baskı), Ankara: Yetkin Basımevi,
3.Baykara B.(2007)Tasfiye Edilmiş Şirket Adına Düzenlenen İhbarname ve Ödeme
Emirlerinin Hukuki Niteliği, Yaklaşım, Kasım
4.http://www.danistay.gov.tr/kerisim/ozet.jsp?ozet=metin&dokid=16707;11.12.2009

 



Yusuf ileri
27-10-2015 09:01:36
Bu yaziyi indirmek için tıklayınız :   DOWNLOAD PDF

Bizi Takip Edin

  • Facebook
  • Twitter
  • Linkedin
  • Google Plus

© 2015 Tüm Hakları Saklıdır Yusuf ileri

HİZMETLERİMİZ

  • » Bağımsız Dış Denetim Hizmetleri
  • » Vergi ve Tasdik Hizmetleri
  • » Mali Danışmanlık Hizmetleri
  • » Diğer Danışmanlık Hizmetleri
  • » Hukuk Danışmanlığı

ADRES

Kaptanpaşa Mah. Darülaceze Cad. Bilaş İş Mrk. B Blok No:33 K:3 D:43 Okmeydanı
Şişli/İSTANBUL
Yusuf ileri
2019 © Powered by : KETENCEK I.T