Kaptanpaşa Mah. Darülaceze Cad. Bilaş İş Mrk. B Blok No:33 K:3 D:43 Okmeydanı
+90 212 210 00 33 - 210 55 88
  • Facebook
  • Twitter
  • Linkedin
  • Google Plus

Reel Olmayan Finansman Maliyeti

ANASAYFA  /  MAKALELER  /  VERGI  /  Reel Olmayan Finansman Maliyeti

                                                                                                                                         

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK                                                                                                             

VE DENETİM TİC. LTD. ŞTİ.

Dr. Yusuf İLERİ
Haliç Üniversitesi Öğretim Görevlisi
Vergi Dünyası-03/2004

 

REEL OLMAYAN FİNANSMAN MALİYETİ
I. GİRİŞ
Ülkemizde uzun zamandır; ne getirip ne götüreceği, hangi toplumsal kesimlere ne
sağlayacağı somut olarak ortaya konulmadan; ekmek gibi elzem, su gibi aziz bir ihtiyaçmış
gibi enflasyon muhasebesinden söz edildi. Enflasyon muhasebesine geçilmemesi insan hakları
ihlali ve demokrasi noksanlığına koşut sayıldı. İddia bu kadar güçlü olunca gerçek anlamda
bir tartışma yapılamadı. “Enflasyon muhasebesi” ismi ve söylemin hoşluğundan etkilenen
çeşitli Meslek odaları da bu talebin “yılmaz” savunucuları oldular. Öyle ki enflasyon
muhasebesinden küçük ve orta boy işletmelerin ve esnafın yararlanacağı kanısı uyandırıldı.
Açık olarak belirtiyorum: bu konuda en sağlıklı ve tutarlı yolu Maliye Bakanlığı izledi. Tek
başına uzun zaman direndi. Çeşitli eleştirilerle karşı karşıya kaldı. Buna rağmen yıllarca
erteledi. Oysa “enflasyon düzeltmesi” adı altında 5024 sayılı Kanunla yürürlüğe giren
düzenlemeler geniş bir kesimi ilgilendiren, uygulaması hem zor ve hem de maliyetli olan ve
yine bazı kesimlere vergisel yükler getiren düzenlemeler içermektedir.
Bize göre bu düzenlemelerin en fazla tartışma yaratacak hükümlerinin başında, parasal
olmayan kıymetlerin enflasyon düzeltmesinde dikkate alınacak tutarları belirlenirken “reel
olmayan finansman maliyeti” adı altında bir kısım değerlerin, parasal olmayan kıymetlerin
Vergi Usul Kanununun değerleme hükümlerine göre bulunan tutarlarından indirilerek, bu
işlemden sonra bulunan miktarların düzeltmeye esas alınması yer alacaktır. Türkiye’nin
ekonomik ve idari yapısı, gelir seviyesi, eğitim düzeyi böyle bir düzenlemeyi acaba ne kadar
süre taşıyacaktır sorusunu, buna en doğru cevabı verecek olan “zamana” bırakarak; bu yasayla
Türk vergi sistemine getirilmiş olan “reel olmayan finansman maliyeti”nin ne anlama geldiği
ve doğuracağı sonuçlar üzerinde durmaya çalışacağız.
II- VERGİ HUKUKUNDA FİNANSMAN MALİYETLERİ
Reel olmayan finansman maliyetlerinin vergi hukukundaki anlamına girmeden önce
finansman maliyetlerinin vergi hukukundaki anlamı ve işletmeye dahil iktisadi kıymetlerin
değerlemesinde nasıl dikkate alındığı konusunu irdelemekte fayda vardır.
VUK’nun 262’nci maddesinde, maliyet bedelinin iktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi
veyahut değerinin arttırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara müteferri bilumum
giderlerin toplamını ifade edeceği belirtilmiştir. Kanunun 269’uncu maddesinde, iktisadi
işletmelere dahil bilumum gayrimenkullerin maliyet bedeli ile değerleneceği esası konulmuş,
aynı maddede gayrimenkullerin mütemmim cüzleri ve teferruat, tesisat ve makineler, gemiler
ve diğer taşıtlar ile gayrımaddi hakların da gayrimenkuller gibi değerleneceği hükme bağlanmıştır.

270’inci maddede ise; “noter, mahkeme, kıymet takdiri, komisyon ve tellaliye
giderlere ile emlak alım ve taşıt alım vergilerini maliyet bedeline ilave etmekte veya genel
giderler arasında göstermekte mükellefler serbesttirler” hükmüne yer verilmiştir. Maliyet
bedelini arttırıcı giderler ise 272’nci maddede açıklanmıştır.
Kanunun 274. maddesinde, emtianın maliyet bedeli ile değerleneceği açık olarak
belirtildikten sonra, 275. maddede imal edilen emtianın tam ve yarı mamul mallar dahil
maliyet bedeline giren unsurlar sayılmıştır.
Ne var ki, bütün bu yasal düzenlemelerde finansman maliyeti kavramına ve finansman
maliyetinin değerlemesi ile ilgili herhangi bir hükme yer verilmemiştir. Daha açık bir ifadeyle
günümüzde firmalar için en önemli yüklerden biri olan finansman giderlerinin iktisadi
kıymetin maliyet bedeline mi dahil edileceği yoksa doğrudan giderlere mi atılacağı ve yahut
belli bir plan dahilinde iktisadi kıymetin maliyet bedeli ile doğrudan giderler arasında
dağıtıma mı tabi tutulacağı konusunda konu ile ilgili yasa hükümlerinde bir belirleme yoktur.
İşte yasa ile düzenlenmesi gerekli olan böylesine hassas ve önemli bir konuda herhangi bir
düzenleme yapılmadığı için bu sorun, uygulamada Maliye Bakanlığı Tebliğleri ve Danıştay
kararlarına göre çözüme ulaşmaktadır. Konu ayrıca doktrinde de tartışılmaktadır.
Maliye Bakanlığınca yayınlanan 163 no’lu VUK genel tebliğinde iktisadi kıymetlerin
finansmanı ile ilgili kredi faizlerinden kuruluş dönemine ait olanların maliyete, işletme
dönemine ait olanların ise doğrudan giderlere ya da maliyete intikali yönünden mükellefe
seçimlik hak tanımıştır. Aynı tebliğde kur farklarından sabit kıymetin iktisap edildiği dönem
sonuna kadar olanların kıymetin maliyetine eklenmesi zorunlu tutulmakta, aynı kıymetlerle
ilgili söz konusu dönemden sonra ortaya çıkan kur farklarının ise, ait oldukları yıllarda
doğrudan gider yazılması ya da maliyete intikal ettirilerek amortisman konusu yapılmasının
mümkün bulunduğu açıklanmıştır.
Bakanlık bu tebliğ ve süre gelen uygulamaları ile sabit kıymetin aktife girdiği tarihi,
bilanço günü olan (31.12.....) olarak kabul etmektedir.
Maliye Bakanlığınca bu konuda yayımlanan diğer bir genel tebliğ ise 234 no’ludur.
Kıst amortisman uygulaması konusunda yayımlanan bu tebliğde; 163 no’lu genel tebliğdeki
kredi faizleri ile kur farklarının maliyete ya da giderlere atılması yönündeki görüşü teyit
etmiş, ancak kıst amortisman uygulamasına bağlı olarak kıymetin aktife alındığı dönem
sonuna kadar ortaya çıkan kur farkları ve kredi faizlerine ilişkin kıst amortisman
uygulanmasında “süre yönünden sabit kıymetin aktife girdiği tarihin esas alınacağı”
belirtilmiştir.
270 no’lu tebliğ iktisadi kıymetlerin maliyet bedellerine eklenen kredi faizlerinin
yeniden değerleme kapsamı dışında tutulmasıyla ilgili VUK’nun mükerrer 298. maddesinde
yapılan değişiklikten sonra yayımlanmıştır. 270 no’lu genel tebliğde iktisadi kıymetlerin işletmenin

aktifine girdiği tarihe kadar (hesap dönemi sonu değil) doğan kredi faizlerinin
maliyet bedeline eklenip yeniden değerlemeye tabi tutulacağı; aktifleştirme tarihinden dönem
sonuna kadar olanların ise yeniden değerlemeye tabi tutulmayacağı belirtilmiştir.
Oysa daha önce yayımlanan 151 no’lu genel tebliğde6 iktisadi kıymetlerin işletmenin
aktifine girdiği tarihe (hesap dönemi sonuna) kadar doğan kur farklarının maliyet bedeli
içinde olması nedeniyle bu kur farkları üzerinden yeniden değerleme yapılmaktaydı.
Kur farkları ve faiz giderlerinden ticari mal maliyetine pay verilip verilmeyeceği
konusundaki tartışmalar, Danıştay’ın ısrarlı kararları doğrultusunda 238 Seri no’lu VUK
Genel Tebliği ile çözüme kavuşturulmuştur. Bu tebliğe göre, “emtianın satın alınıp işletme
stoklarına girdiği tarihe kadar oluşan kur farklarının maliyete intikal ettirilmesi zorunludur.
Stokta kalan emtia ile ilgili olarak daha sonra ortaya çıkacak kur farklarının ise, ilgili
bulundukları yıllarda gider yazılması veya maliyete intikal ettirilmesi mümkün
bulunmaktadır.” Ayrıca, tebliğde “faiz ve komisyon giderlerinden dönem sonu stoklarına pay
verilmesi zorunlu olmadığı” belirtilmiştir.
Danıştay ise; kur farkları ve faizlerin VUK’nun 262. maddesinde yazılı maliyet bedeli
tanımında açık olarak yer almadığından hareketle, finansman giderlerinin, mamul maliyetine
eklemenin zorunlu olmadığı görüşündedir. Danıştay’ın sabit kıymet alımlarında da kur farkı
ve faiz giderlerinin maliyete eklenmesinin zorunlu olmadığı şeklinde çok sayıda kararı
bulunmaktadır8. Doktrindeki egemen eğilim, finansman gideri niteliğindeki tüm giderlerin
doğrudan masraf kaydedilmesi yönündedir.
Bizim görüşümüz de Danıştay Kararları ve doktrindeki görüşlere paralel olarak (ve
ticari emtia finansmanında kullanılan her türlü dış kaynağa ait finansman giderlerinin
doğrudan masraf yazılmasında olduğu gibi) maddi duran varlıklar iktisabında ve yatırım
finansmanlarında; aktifleştirme tarihinden sonrasına ait ve finansman gideri niteliğindeki tüm
giderlerin doğrudan gider yazılması şeklindedir. Çünkü maliyet bedeli, bir iktisadi kıymetin
elde edilmesi nedeniyle aktife alınması tarihine kadar yapılan giderlerin toplamını ifade eder.
Maddi duran varlıkların; bilançodaki duran varlıklara dahil maddi duran varlık hesaplarına
kaydedildiği günden sonraki kur farkları ve faizleri bu bağlamda, aktifleştirme içine
girmemektedir. Ayrıca Maliye Bakanlığının aktife alınma tarihini hesap dönemi sonu olarak
kabulü yönündeki görüşüne de katılmak mümkün değildir. Çünkü aktife alınma tarihi ile
hesap dönemi sonu ( bilanço günü ) farklı kavramlardır. İktisadi kıymetin aktife alınması
bilançonun aktif tablosunda gösterilmesini ifade eder. Bilanço günü ise, işletmenin açılış
tarihi ve 12 aydan çok olmayan iş yılı sonudur.
III. REEL OLMAYAN FİNANSMAN MALİYETLERİ
Daha finansman maliyetlerinin tanımlanması yapılmamış ve iktisadi kıymetlerin
maliyet bedeline dahil edilmesi zorunlu finansman giderlerinin neler olduğu yasa ile belirlenmemiş,

bu hususta Maliye Bakanlığı tebliğleri ile Danıştay kararları arasında bir uyum
sağlanmamış ve dolayısıyla uyuşmazlıklar devam etmekte iken, 5024 sayılı kanunla yapılan
değişikliklerle, “reel olmayan finansman maliyeti” deyimi VUK’nun geçici 25. maddesi ile
mükerrer 298. maddesine girmiş bulunmaktadır. Bu düzenlemelerde temel amaç şu:
Günümüze değin, enflasyon muhasebesinin vergi sistemimizde bulunmayışı, vergi matrahının
oluşumunda borç veya özkaynak kullanarak çalışan mükellefler açısından, özkaynak
kullananlar aleyhine sonuçlar doğurmakta; borçlanarak çalışanların vergi matrahı sunî olarak
azalırken, öz sermayesiyle çalışanların vergi matrahı sunî olarak artmaktadır. Bu durum, vergi
adaletini zedelediği gibi, ülkenin kaynak dağılımını ve işletmelerin malî dengelerini bozmakta
ve malî yapının zayıflamasına yol açmaktadır. O halde yabancı kaynakla çalışan firmaların
üstlendikleri finanssal giderlerin bir bölümünün gider yazılmasını engelleyelim. Gider
kısıtlaması olarak bilinen 4008 sayılı yasayla değişen GVK’nun 41/8. maddesinin dayandığı
anlayış. 5024 sayılı kanunla yürürlükten kaldırılmadan önce 1.1.1996-31.12.2003 tarihleri
arasında yürürlükte kalan GVK’nun 41. maddesinin 8 numaralı bendine göre “Vergi Usul
Kanunu hükümlerine göre, dönem sonu stoklarını son giren ilk çıkar yöntemine göre
değerleyen ve amortismana tabi iktisadi kıymetlerini yeniden değerlemeye tabi tutanların,
işletmede kullandıkları yabancı kaynaklara ilişkin faiz, komisyon, vade farkı, kar payı, kur
farkı ve benzeri adlar altında yaptıkları giderler ve maliyet unsurları toplamına” tespit edilen
indirim oranının uygulanması suretiyle bulunacak kısmı vergi matrahının tespiti sırasında
gider olarak kabul edilmiyordu. Eğer bu düşünce doğru olsaydı: 20 (yirmi) yıldan fazla süren
enflasyon ortamında borçlu firmalar batmaz, aksine daha güçlü çıkardı. Oysa ülkemizdeki
enflasyonun temel nedeni reel devalüasyonlardır. Öyle ki, 2001/Şubat ayında yaşanan
devalüasyonla hisse değerleri döviz üzerinden çok ucuzlayan şirketlerden ve bankalardan
oldukça kabarık bir liste yabancıların eline geçti. Türkiye’yi temsil eden büyük-küçük-orta
boy sermaye, global sermaye karşısında büyük bir kayba uğradı. Serbestleşme sonucunda
global sermaye daha dominant hale gelirken buna karşılık Türkiye sermayedarı, daralan
küçülen ekonomiyle beraber bağımsız politika geliştirme inisiyatifinden uzaklaştı. Öyle ki, bir
dizi şirket el değiştirdi, özellikle de yabancılar tarafından satın alındı.
Bu düzenlemeye dayanak olarak gösterilen, bir kısım firmaların dışarıdan “danışıklı
dövüş” sermaye getiriyor olması yönündeki iddialar da, açıklanmaya muhtaç iddialardır.
Çünkü vergi yasalarımızda böyle muvazaalı durumları vergilendirmeye yönelik hükümler
zaten var. KVK’nun “Örtülü sermaye” başlıklı 16. maddesi ile “Örtülü kazanç” başlıklı 17.
maddesi ve ayrıca VUK’nun “Vergi kanunlarının uygulanması ve ispat” başlıklı 3. maddesi
gösterilebilecek başlıca örneklerdir. Diğer taraftan ülkemizde faiz gelirleri ya
vergilendirilmemekte ya da genel vergi oranlarına göre, daha düşük oranlarla tevkifat yolu ile
vergilendirilmektedir. Bu durumda bir bakıma faiz geliri elde edenlerden alınmayan vergiler,
bu faizleri ödeyenlerden alınmış olunacaktır.
A- VUK’NUN MÜKERRER 298. MADDESİNE GÖRE REEL OLMAYAN
FİNANSMAN MALİYETİNİN TESPİTİ

Vergi Usul Kanununun Mükerrer 298nci maddesinde, “süreklilik arz eden” ve
düzeltme işlemine ilişkin ana esasların belirlendiği hükümler yer almıştır. Bu maddede reel
olmayan finansman maliyetinin tespiti ile ilgili olarak iki yöntem öngörülmüştür. Buna göre
reel olmayan finansman maliyetinin tespitinde temel yöntem; her türlü borçlanmada borç
tutarlarına (yabancı para üzerinden borçlanmalarda düzeltme tarihindeki Türk lirası
karşılıklarına) borcun kullanıldığı döneme ait TEFE artış oranın uygulanması suretiyle
hesaplanır. Reel olmayan finansman maliyetine ilişkin tanımda “yabancı para üzerinden
borçlanmalarda düzeltme tarihindeki Türk lirası karşılıklarına” ibaresine yer verilmek
suretiyle kur farkları da kapsama dahil edilmiştir.
Toplulaştırılmış yöntemlerde, düzeltmeye tabi tutulan kıymetlerdeki reel olmayan
finansman maliyetlerinin düşürülmesi isteğe bırakılmıştır. Mükellefler finansman giderlerinin
reel olan ve olmayan kısımlarını prensip olarak belgeler üzerinde ve gerçek tutarlarıyla
hesaplayacaklardır.
Ancak mükelleflerin reel olmayan finansman maliyetlerini rahatça hesaplayabilmeleri
için bir alternatif yöntem öngörülmektedir. Buna göre; ilgili döneme ait TEFE artış oranının
dönem ortalama ticari kredi faiz oranına bölünmesi suretiyle tespit edilecek oran uygulanmak
suretiyle de belirlenebilir. Bu yöntemi tercih edenler, tercihlerinden bu tercihi yaptıkları hesap
dönemi dahil üçüncü hesap döneminin sonuna kadar dönemezler. Dönem ortalama ticari kredi
faiz oranının belirlenmesinde 5024 sayılı Kanunla Maliye Bakanlığına yetki verilmektedir..
B- VUK’NUN GEÇİCİ 25. MADDESİNE GÖRE REEL OLMAYAN
FİNANSMAN MALİYETİNİN TESPİTİ
Kanunun Geçici 25’inci maddesinde, 31.12.2003 tarihli mali tabloların düzeltilmesine
ilişkin hükümler yer almıştır. Geçici 25’inci maddenin konumuzla ilgili hükümleri şöyledir:
“maddi duran varlıklar, mali duran varlıklar ve özel tükenmeye tabi varlıklar ile stokların
maliyet ve alış bedelleri içinde yer alan ve tevsik edilebilen reel olmayan finansman maliyeti,
ilgili varlığın maliyet veya alış bedelinden düşülür. Mükelleflerin reel olmayan finansman
maliyetini tevsik edememeleri halinde:
1- Son beş hesap dönemi içinde aktife giren kıymetlerin maliyet bedeline dahil edilen
finansman giderlerinin reel olmayan kısımları; toplam finansman maliyetlerine, ilgili döneme
ait TEFE artış oranının dönem ortalama ticari kredi faiz oranına bölünmesi sonucunda
belirlenen oranlar uygulanmak suretiyle bulunan tutar, maliyet ve bedelinden düşülür.
2- Söz konusu beş hesap döneminden önce aktife giren kıymetlerin maliyet bedeline
dahil edilen finansman giderleri maliyet veya alış bedellerinden düşülmez”.

Buna göre maliyet veya alış bedellerine intikal ettirilmiş ve düzeltmeye esas tutara
ulaşılırken düşülecek reel olmayan finansman maliyeti ihtiva edebilecek parasal olmayan
varlıklar aşağıda gösterilmiştir.
1. Stoklar
2. Maddi duran varlıklar
3. Mali duran varlıklar
4. Özel tükenmeye tabi varlıklar
Maliyet veya alış bedelleri içerisinde reel olmayan finansman maliyeti ihtiva edebilen
iktisadi işletmeye dahil kıymetlerin ayrıntılı dökümü yayınlama aşamasındaki 328 seri no’lu
VUK Genel Tebliğine15 ekli (3) numaralı listede gösterilmiştir.
Bu hükmü tahlil ettiğimizde, reel olmayan finansman maliyetinin; a) tevsik
edilebilen reel olmayan finansman maliyeti b) tevsik edilemeyen reel olmayan finansman
maliyeti şeklinde bir ayrıma tabi tutulduğu görülmektedir. Ancak maddede aktife giren
kıymetlerin maliyet bedeline dahil edilen finansman giderlerinin tevsik edilememesi halinde
reel olmayan finansman maliyetinin nasıl hesaplanacağı belirtildiği halde, tevsik edilebilen
reel olmayan finansman maliyetinin nasıl hesaplanacağı belirtilmemiştir. Bu maddede,
kanunun mükerrer 298’inci maddesine yapılan atıf ile tevsik edilebilen reel olmayan
finansman maliyetinin tespiti, yayınlama aşamasındaki 328 seri no’lu VUK Genel Tebliği
taslağında yapılan açıklamalarda da anlaşılacağı üzere, mükerrer 298 maddedeki yöntem ve
esaslara göre yapılmaktadır.
A) Tevsik Edilebilen Finansman Maliyeti
1- Temel Yöntem
Konuya ilişkin yayınlanma aşamasındaki 328 seri no’lu VUK Genel tebliği taslağına
göre; finansman maliyetinin, reel olmayan finansman maliyeti, her türlü borçlanmada, borç
tutarlarına borcun kullanıldığı döneme ait TEFE artış oranının uygulanması suretiyle bulunan
tutarı ifade etmektedir. Borcun kullanıldığı döneme ait TEFE artış oranı, yabancı para
üzerinden borçlanmalarda borç tutarının 31.12.2003 tarihindeki (kendilerine özel hesap
dönemi tayin edilenlerde 2004 yılı içinde biten hesap dönemi sonu itibariyle) Türk Lirası
karşılıklarına uygulanacaktır.
ÖRNEK: Kurumlar Vergisi mükellefi olan, bilanço esasına göre defter tutan ve hesap
dönemi takvim yılı olan (D) işletmesi, 15 Şubat 2003 tarihinde 30 milyar TL banka kredisi
kullanarak, işletme faaliyetlerinde kullanmak üzere bir taşıt satın almıştır. Altı ay sonra kredi kapatılmış

ve 3 milyar TL faiz ödenmiştir. Ödenen faiz 163 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu
Genel Tebliği uyarınca söz konusu taşıtın maliyet bedeline ilave edilmiştir.
Buna göre 31.12.2003 tarihli dönem sonu bilançosunda taşıtın maliyet bedeli 33
milyar TL olarak görünecek ve buna göre de 31.12.2003 tarihli bilanço düzeltilirken söz
konusu taşıtın düzeltmeye esas tutarı 33 milyar TL olacaktır. Ancak bu taşıtın maliyet bedeli
içerisinde yer alan reel olmayan finansman maliyeti düşüldükten sonra kalan kısmın
düzeltmeye tabi tutulması gerekecektir. Borcun kullanıldığı döneme ait TEFE artış oranı %1,6
olarak hesaplanmıştır. Buna göre reel olmayan finansman maliyeti aşağıdaki şekilde
bulunacaktır.
Reel Olmayan Fin. Maliyeti = Borç Tutarı x Borcun Kapatıldığı Aya Ait TEFE
Borcun Alındığı Aya Ait TEFE
ROFM = 30.000.000.000 x 0,016
ROFM = 480.000.000 TL.
Söz konusu 480 milyon TL, taşıtın 31.12.2003 tarihli bilançoda görünen bedelinden
düşülür ve taşıtın enflasyon düzeltmesine esas tutulacak nihai tutarı bulunur:
Enflasyon düzeltmesinde dikkate alınacak tutar = 33.000.000.000 – 480.000.000 =
32.520.000.000 TL.
2- Alternatif yöntem
Mükellefler reel olmayan finansman maliyetini, toplam finansman maliyetlerine, ilgili
döneme (Finansman maliyetinin oluştuğu hesap dönemine) ait TEFE artış oranının yine aynı
döneme ait ortalama ticari kredi faiz oranına bölünmesi suretiyle belirlenen oranı uygulayarak
da tespit edebilirler.
Formül olarak ifade etmek gerekirse,
Reel Olmayan Fin. Maliyeti = Toplam Fin. Maliyeti x İlgili Hesap Dönemine Ait
TEFE Artış Oranı
İlgili Hesap Dönemine Ait Ortalama Ticari
Kredi Faiz Oranı
1.1.1970 tarihinden 31.12.2003 tarihine kadar gerçekleşen ortalama ticari kredi faiz
oranları yayımlanacak tebliğe ekli (4) sayılı listede gösterilmiştir. ÖRNEK: Bir önceki örnekte finansman

maliyetinin oluştuğu hesap dönemine ait
ortalama ticari kredi faiz oranının %30 olduğunu farz edelim. Buna göre “ilgili döneme ait
TEFE artış oranının dönem ortalama ticari kredi faiz oranına bölünmesi suretiyle belirlenen”
oran aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.
Oran = Finansman maliyetinin oluştuğu hesap dönemine ait TEFE artış oranı17 / Aynı
döneme ait ortalama ticari kredi faiz oranı
# = 0,139 / 0,30
# = 0.46
Buna göre reel olmayan finansman maliyeti aşağıdaki şekilde bulunacaktır.
ROFM = Toplam Finansman Maliyeti x Belirlenen oran
ROFM = 3.000.000.000 x 0,46
ROFM = 1.380.000.000 TL.
Söz konusu 1 milyar 380 milyon TL, taşıtın 31.12.2003 tarihli bilançoda görünen
bedelinden düşülür ve taşıtın enflasyon düzeltmesine esas tutarı bulunur.
Enflasyon düzeltmesinde dikkate alınacak tutar = 33.000.000.000 – 1.380.000.000 =
31.620.000.000 TL.
B) Tevsik Edilemeyen Reel Olmayan Finansman Maliyetleri
1- Son Beş Hesap Dönemi İçinde Aktife Giren Kıymetler İçin
2003 yılı hesap dönemi dahil (kendilerine özel hesap dönemi tayin edilenlerde 2004
yılı içinde biten hesap dönemi sonu itibariyle), son beş hesap dönemi içinde aktife giren
kıymetlerin maliyet veya alış bedeline dahil edilen ancak tevsik edilemeyen finansman
giderlerinin reel olmayan kısımları; toplam finansman maliyetlerine, ilgili döneme ait TEFE
artış oranının dönem ortalama ticari kredi faiz oranına bölünmesi sonucunda belirlenen
oranlar uygulanmak suretiyle bulunan tutarın, maliyet ve alış bedelinden düşülmesi suretiyle
hesaplanacaktır.
ÖRNEK
Gelir Vergisi mükellefi olan ve bilanço esasına göre defter tutan tacir Bay (A)’nın, 15
Mayıs 2001 tarihinde 10 milyar TL banka kredisi kullanarak, işletme faaliyetlerinde
kullanmak üzere satın aldığı üç adet soğutucunun 31.12.2003 tarihli bilançodaki değeri 5 milyar TL’dir.

15 Mayıs 2002 tarihinde kredi kapatılmış ve 3 milyar TL faiz ödenmiştir.
Ödenen faizin 2 milyar TL, 163 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği uyarınca
2001 yılı hesap dönemi sonunda söz konusu soğutucuların maliyetine ilave edilmiştir. Ancak,
finansman gideri tevsik edilememektedir. Toplam finansman maliyeti 2 milyar TL olacaktır.
Finansman maliyetinin oluştuğu yıla ait ortalama ticari kredi faiz oranının %110 olduğunu
kabul edelim. Buna göre “ilgili döneme ait TEFE artış oranının dönem ortalama ticari kredi
faiz oranına bölünmesi suretiyle belirlenen” oran aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.
Oran = Finansman maliyetinin oluştuğu hesap dönemine ait TEFE artış
Oranı18 / Aynı döneme ait ortalama ticari kredi faiz oranı
# = 0,886 / 1,10
# = 0.81
Buna göre reel olmayan finansman maliyeti aşağıdaki şekilde bulunacaktır.
ROFM = Toplam Finansman Maliyeti x Oran
ROFM = 2.000.000.000 x 0.81
ROFM = 1.620.000.000 TL.
Söz konusu 1.620.000.000 TL, soğutucuların 31.12.2003 tarihli bilançoda görünen
bedelinden düşülür ve soğutucuların enflasyon düzeltmesine esas tutarı bulunur.
Enflasyon düzeltmesinde dikkate alınacak tutar = 5.000.000.000 – 1.620.000.000
= 3.380.000.000 TL.
Bu ayırım son beş yıla göre yapıldığı için bir bakıma zamanaşımı süresi esas
alınmıştır Ancak finansman giderlerinin tevsik edilememesi halinde daha evvel (aktifleştirme
ve yeniden değerleme sonucu amortisman yoluyla) vergi matrahından indirilen bu giderlerin
bu kez ikmalen veya resen bir vergi tarhiyatına konu olup olmayacağı konusunda yasada
herhangi bir hüküm yer almamıştır.
2- Son Beş Hesap Döneminden Önce Aktife Giren Kıymetler İçin
Son beş hesap döneminden önce aktife giren ve maliyet veya alış bedeline dahil
edilen, ancak tevsik edilemeyen finansman giderlerinin, reel olmayan kısımları söz konusu
iktisadi kıymetin maliyet veya alış bedelinden düşülemeyecektir.

Son beş hesap döneminden önce aktife giren ve maliyet veya alış bedeline dahil
edilen, finansman giderlerinin, reel olmayan kısımları söz konusu iktisadi kıymetin maliyet
veya alış bedelinden düşülemeyecektir. Bu durumda finansman giderlerinin tevsik
edilememesi halinde finansman giderlerinin, reel olmayan kısımları hesaplanmayacağı için
tevsik edilememe hali mükelleflerin yararına olacaktır. Ancak gerek kanunda ve gerekse
tebliğ taslağında, tevsik edilememe kriterleri belirlenmemiştir. Hâlbuki bu kriterler önemlidir
ve yasa ile belirlenmesi gerekmektedir. Çünkü vergi matrahını doğrudan etkileyen bir
durumdur.
IV- SONUÇ
1- Günümüzde firmaların üstlendiği en önemli yüklerden biri finansman giderleridir.
Bu giderlerin iktisadi kıymetin maliyet bedeline mi dahil edileceği yoksa doğrudan giderlere
mi atılacağı ve yahut belli bir formül dahilinde iktisadi kıymetin maliyet bedeli ile doğrudan
giderler arasında dağıtıma mı tabi tutulacağı konusunda herhangi bir yasal düzenleme yoktur.
Yasa ile düzenlenmesi gerekli olan böylesine önemli bir konuda herhangi bir düzenleme
yapılmadığı için bu sorun, uygulamada Maliye Bakanlığı Tebliğleri ve Danıştay kararlarına
göre çözüme ulaşmaktadır. Danıştay kararları ve doktrindeki görüşlere paralel olarak ticari
emtia, maddi duran varlık iktisabında ve yatırım finansmanında kullanılan her türlü dış
kaynağa ait finansman giderlerinin aktifleştirme tarihinden sonrasına ait ve finansman gideri
niteliğindeki tüm giderlerin doğrudan gider yazılması konusunda yasal bir düzenlemeye
duyulan ihtiyaç, 5024 sayılı yasa hükümleriyle artmıştır.
2- Finansman maliyetlerinin tanımlanması yapılmamış ve iktisadi kıymetlerin maliyet
bedeline dahil edilmesi zorunlu finansman giderlerinin neler olduğu yasa ile belirlenmemiş,
iken, 5024 sayılı kanunla yapılan değişikliklerle, “reel olmayan finansman maliyeti” deyimi
VUK’nun geçici 25. maddesi ile mükerrer 298. maddesine girmiş bulunmaktadır.
3- Daralan, küçülen ekonomiyle beraber, Türkiye sermayedarı; yabancı sermaye
karşısında borçlu ve silik bir sınıfa dönüştüğü için bir dizi şirket el değiştirdi, özellikle de
yabancılar tarafından satın alındı. Türkiye’de yerleşik firmaların özkaynak yetersizliği
çektikleri için el değiştirdikleri veya dışarıdan kaynak bularak borçlandıkları bir süreci
yaşadıkları sırada, “reel olmayan finansman maliyeti” adı altında bir kısım değerlerin, parasal
olmayan kıymetlerin Vergi Usul Kanununun değerleme hükümlerine göre bulunan
tutarlarından indirilerek, bu işlemden sonra bulunan miktarların düzeltmeye esas alınması
suretiyle bu kesimler aleyhine yapılacak bir vergilendirmenin ulusal ekonomi açısından
doğuracağı sonuçlar acaba analiz edilmiş midir?
4- 2003 yılı hesap dönemi dahil, son beş hesap dönemi içinde aktife giren kıymetlerin
maliyet veya alış bedeline dahil edilen ancak tevsik edilemeyen finansman giderlerinin reel
olmayan kısımları; toplam finansman maliyetlerine, ilgili döneme ait TEFE artış oranının
dönem ortalama ticari kredi faiz oranına bölünmesi sonucunda belirlenen oranlar uygulanmak suretiyle

bulunan tutarın, maliyet ve alış bedelinden düşülmesi suretiyle hesaplanacaktır.
Finanssal maliyetlerin tevsik edilememesi halinde daha evvel (aktifleştirme ve yeniden
değerleme sonucu amortisman ayırmak suretiyle vergi matrahından indirilen bu giderlerin bu
kez ikmalen veya resen bir vergi tarhiyatına konu olup olmayacağı konusu açıkta kalmaktadır.



Yusuf ileri
27-10-2015 13:25:35
Bu yaziyi indirmek için tıklayınız :   DOWNLOAD PDF

Bizi Takip Edin

  • Facebook
  • Twitter
  • Linkedin
  • Google Plus

© 2015 Tüm Hakları Saklıdır Yusuf ileri

HİZMETLERİMİZ

  • » Bağımsız Dış Denetim Hizmetleri
  • » Vergi ve Tasdik Hizmetleri
  • » Mali Danışmanlık Hizmetleri
  • » Diğer Danışmanlık Hizmetleri
  • » Hukuk Danışmanlığı

ADRES

Kaptanpaşa Mah. Darülaceze Cad. Bilaş İş Mrk. B Blok No:33 K:3 D:43 Okmeydanı
Şişli/İSTANBUL
Yusuf ileri
2019 © Powered by : KETENCEK I.T