Kaptanpaşa Mah. Darülaceze Cad. Bilaş İş Mrk. B Blok No:33 K:3 D:43 Okmeydanı
+90 212 210 00 33 - 210 55 88
  • Facebook
  • Twitter
  • Linkedin
  • Google Plus

Perakende Teslim Tanımının Değişikliği ile Artan Kdv Oranları ve Etkileri

ANASAYFA  /  MAKALELER  /  VERGI  /  Perakende Teslim Tanımının Değişikliği ile Artan Kdv Oranları ve Etkileri

                                                                                                                                         

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK                                                                                                             

VE DENETİM TİC. LTD. ŞTİ.

 

Dr. Yusuf İLERİ
Yaklaşım Yayınları / Temmuz 2009 / Sayı: 199

 

PERAKENDE TESLİM TANIMININ DEĞİŞİKLİĞİ İLE ARTAN KDV
ORANLARI VE ETKİLERİ (E-YAKLAŞIM)
I- GİRİŞ
Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 28. maddesine göre ’KDV oranı, vergiye tabi her bir
işlem için %10’dur. Bakanlar Kurulu bu oranı, dört katına kadar arttırmaya %1’e kadar
indirmeye, bu oranlar dahilinde muhtelif mal ve hizmetler ile bazı malların perakende
safhası için farklı vergi oranları tespit etmeye yetkilidir’. Dikkat edilirse Bakanlar Kurulu 1-
muhtelif mal ve hizmetler için 2- bazı malların perakende safhası için farklı vergi oranları
tespit etmeye yetkili kılınmıştır. Bakanlar Kurulu bu iki kıstas dışında bir başka kıstastan
hareketle KDV oranı tespit etmeye yetkili değildir.
Kanun koyucu Bakanlar Kurulu’na muhtelif mal ve hizmetler için farklı oranlar belirleme
yetkisini iki amacı gerçekleştirmek üzere vermiştir: 1- Devlete gelir temin etmek, 2- Vergi
adaletinin sağlanması.
Peki, bazı malların perakende safhası için farklı vergi oranlar tespit etmek yetkisi
Bakanlar Kurulu’na niçin tanınmıştır? Bu makale ile bir taraftan bu sorunun cevabını aramaya
çalışırken diğer taraftan Bakanlar Kurulunun bu yöndeki bir kararı incelenecektir.
II- PERAKENDE TESLİM AŞAMASINDA FARKLI KDV ORANI TESPİTİNİN
ÖNEMİ
KDV esas itibariyle nihai aşamayı yani alış veriş zincirinin son aşaması olan perakende
safhayı vergilendirmeyi amaçlamaktadır. Önceki aşamalardaki vergilendirme bu aşamalarda
yaratılan katma değerin vergilendirilmesiyle sınırlıdır. Zira katma değer vergisi sistemi
indirim mekanizmasını içerir. İndirim mekanizmasıyla alımlar sırasında yüklenilen KDV,
satışlarda alınan KDV de indirilir. Böylelikle herhangi bir malın dolaşım sürecinde perakende
safhadan önceki aşamalarda ödenen vergiler, bu aşamalarda rol alan piyasa aktörleri
üzerinden bir yük oluşturmaz. Bu durumda KDV’nin son yüklenicisi dolayısıyla asıl
mükellefi nihai tüketici durumunda bulunan kişi ve kurumlardır. Yani önceki aşamalardaki
KDV mükellefleri sadece vezne görevi yapmışlardır. Böyle olunca da bazı mallar için
perakende safhada daha yüksek KDV oranı tespit etme konusunda Bakanlar Kurulu’na yetki
verilmesiyle, vergi yükünün KDV Kanunu’nun amacına uygun bir şekilde nihai tüketim
aşamasına kaydırılmak istendiğinin amaçlandığı anlaşılmaktadır Bakanlar Kurulu bu yetkilerini Yasa’nın

yürürlüğe girdiği 1985 yılından bugüne akan
zaman içerisinde sık sık kullanarak muhtelif mal ve hizmetler ile bazı malların perakende
safhası için farklı vergi oranları tespit etmiştir. Bakanlar Kurulu’nun bu kararları uyarınca
bugün için yüzde 1, yüzde 8 ve 18 olmak üzere 3 ayrı liste yürürlüktedir ve yüzde 1 oranına
tabi bazı mal ve hizmetlerin perakende satışında yüzde 8 veya yüzde 18 oranında KDV
uygulanmaktadır.
Ancak Bakanlar Kurulu malların KDV oranını değiştirebilmek için bu iki yol dışında
Yasa da olmayan üçüncü bir yola başvurmaktadır: Perakende satışın tarifini değiştirmek.
Konuya ilişkin 23.12.2003 tarih ve 2003/6666 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararı1şöyle: “Ürünleri, aynen ya da işlendikten sonra satanlar ile işletmesinde kullanacak
olanların gerçek usulde katma değer vergisi mükellefi olmamaları halinde bunlara yapılan
teslimler de perakende teslim sayılır.”
Oysa Bakanlar Kurulu daha evvel yayınladığı 17.07.2002 tarih ve 2002/4480 sayılı
Kararname ile perakende satışın tarifini şöyle yapmıştır: “Perakende safhadaki teslimden
maksat; teslimi yapılan ürünlerin aynen veya işlendikten sonra satışını yapan kişiler
dışındakilere satılmasıdır.” Bu tanım vergi hukukunda ve yazınında öteden beri kabul gören
bir tanımdır. 3100 sayılı Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları
Kullanmaları Mecburiyeti Hakkındaki Kanun’un temelinde bu tanım vardır, 213 VUK’nun
perakende satış fişi ve fatura düzenine ilişkin hükümler bu tanım esas alınarak düzenlenmiştir.
İkmalen ve resen tarhiyatlarda gayrisafi karın tespitinde bu tanımdan faydalanılmaktadır. Bu
tanım uzun süre yürürlükte kalmış GVK’nun 111. maddesindeki ortalama kâr hadleri esasında
aynen yer almıştır. Şu halde perakende satış tanımındaki bu değişikliğin vergi terminolojisi,
hukuku ve uygulamalarında kargaşa yaratmaya elverişli bir ortam yaratacağı daha bu
düzenlemenin yapıldığı zaman bilinmesi gereken bir gerçekliliktir.
Peki, amaç nedir? Niçin bir kargaşa yaratma pahasına ’perakende teslim’in tarifi
değiştirilmiştir? Malum bazı mallar için KDV oranı perakende öncesi aşamalarda %1 iken
toptan aşaması %8 veya %18 olarak belirlenmiş durumda. Öyle anlaşılıyor ki Bakanlar
Kurulu sonuçları ne olursa olsun bu durumdan yararlanmak istemiştir. Yüksek KDV oranı
uygulanacak alanı büyütmek uğruna hukuk, sözlük, dil bilimi, teknik ve ticari icapları bir
yana bırakılarak ‘perakende teslim’ kavramının içi boşaltmıştır.
Bakanlar Kurulu yüksek KDV oranı uygulamak uğruna önce o ürünün perakende aşaması
için yüksek, buna karşın perakende öncesi aşamalar için düşük KDV oranı tespit edip sonra
perakende teslim kavramını değiştirerek, bu yüksek oranların uygulama alanını genişletmek
gibi incelikli yöntemlere başvurmak yerine niçin o ürünün bütün teslim aşamaları için tek ve
yüksek bir oran tespit etmemiştir? Üstelik böyle bir yetkisi de bulunduğu halde. Elbette
yüksek KDV oranı uygulansın görüşünde olduğumuz için bu ifadeyi kullanmıyoruz. Ancak

 

1 31.12.2003 tarih ve 25333 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

 

Bakanlar Kurulu’nu böyle ‘ince eleyip sık dokumaya’ iten nedenler vardır. Buğdaydan, küçükbaş ve büyükbaş

hayvan alımına kadar gıda tüketiminin temeli olan ve sanayi alanında da kullanılan 67 ayrı tarım ürünüdür söz

konusu olan. Yani bir taraftan bu ürünlerin KDV oranını düşük göstermek, böylece şirin görünmek, diğer taraftan

vergi yükünü arttırmak gibi birbirine son derece aykırı iki durumu bir tek işlemle gerçekleştirmek istenince ortaya

bazı garipliklerin çıkması doğaldır. Şöyle ki: Bakanlar Kurulu toptan aşamada düşük, perakende aşamada yüksek

KDV oranı uygulamak istediğine göre vergi yükünü nihai aşamaya kaydırmayı amaçlamıştır. Perakende öncesi

aşamalarında vergi yükünü düşük tutmak ekonomi dilinde Devletin ticareti kendi olağan akışına bırakması yani

piyasaya müdahale etmemesi anlamına gelir. Ancak şimdi bazı toptan teslimlere, hukuka aykırı bir kararla ‘toptan

teslim değil, perakende teslimdir’ denildiğinden alış-veriş zincirinin bu halkasında tarafları çatıştıracak düzeyde karşı

karşıya gelmiş olur. Bu piyasanın olağan akışına müdahaledir. Çünkü alıcı toptan alım yaptığını KDV mükellefiyetinin

bu durumu değiştiremeyeceğini dolayısıyla %1 oranında KDV ödeyeceğini söyleyecek; satıcı ise, bir sıkıntı yaşamamak

için %8 ve/veya %18 KDV tahsil etmek isteyecektir. Diğer faktörleri ihmal edersek -ki içinde bulunduğumuz ekonomik

kriz koşullarında diğer koşullar hiç de satıcı lehine değildir- yüksek KDV uygulanacağına dair kararın hukuksal olarak

sağlam zemine dayanmadığı bir ortamda, satıcı düşük KDV oranına rıza gösterecektir. Dikkat edilirse perakende öncesi

aşamalarda vergi yükünün düşük tutulması piyasalara işlevsellik kazandırırken, perakende satışın tanımında yapılan bu

değişiklik tarafları çatıştırmaya ve piyasanın işleyişini bozmaya elverişli bir ortam yaratmıştır. Ayrıca satıcı şayet düşük

KDV oranı uygulamış ise kendini Vergi İdaresi karşısında büyük oranda riske etmiş demektir. III- KARARDAN ETKİLENECEK OLANLAR A- GERÇEK USULDE MÜKELLEFİYETİ OLMAYANLAR Bu incelikli yöntemin doğurduğu sonuçlara daha ayrıntılı

girmeden evvel Kararda geçen ‘gerçek usulde katma değer vergisi mükellefi’ ifadesini incelemek gerekmektedir. Hemen

belirtelim ki KDV Kanunu gerçek usulde mükellefiyet dışında herhangi bir mükellefiyet şekli öngörmemiştir. Yasa’nın ilk halinde

var olan götürü usulde vergilendirme 4269 sayılı yasa ile 1.1.1999 tarihi itibariyle yürürlükten kaldırılmıştır. Dolayısıyla 4269 sayılı

Yasa ile yapılan değişikliklerle beraber KDV de mükellefiyet, gerçek usulde vergilendirme ile sınırlı kaldığına göre, Bakanlar

Kurulu Kararı’nda geçen ‘gerçek usulde katma değer vergisi olmayan’ ifadesinin içini vergi tekniği ve hukukuna uygun şekilde

dolduracak bir mükellef ya da mükellef kitlesi bulunmamaktadır. Acaba bir ifade yanlışlığı mı söz konusudur. Yani ‘katma değer

vergisi mükellefiyeti’ ifadesi yerine yanlışlıkla ‘gerçek usulde katma değer vergisi mükellefiyeti’ ifadesi mi kullanılmıştır. Şayet

‘gerçek usulde katma değer vergisi mükellefiyeti’ yerine ‘gerçek usulde’ sözcükleri kullanılmadan sadece katma değer vergisi
mükellefiyeti denilmiş olsaydı o vakit KDV den muaf tutulmuş kişi ve kurumlarla istisna
edilen iş ve işlemler anlaşılacaktı. Ancak karar 23.12.2003 tarihinde alınmış ve o günden bu
yana ilk haliyle hiç değişmeden varlığını korumuştur. O halde Karar’ın nasıl uygulandığına
bakmak gerekecektir. Başvuracağımız kaynaklar; Maliye Bakanlığı tarafından yapılan
açıklamalar, konu hakkında yayınlanan makaleler ile yargı kararları olacaktır.
Maliye Bakanlığı yayınladığı 91 Seri No.lu KDV Genel Tebliği’nde, Bakanlar
Kurulu’nun söz konusu kararıyla ‘perakende teslim’in tanımını değiştirdiğini belirtmiş,
ancak ‘gerçek usulde katma değer vergisi mükellefi olmamaları’ ifadesine herhangi bir
açıklık getirmemiştir.
B- KDV’DEN İSTİSNA OLAN KİŞİ VE KURUMLAR
Belirtmek gerekir ki konu hakkında ulaşılabilen makale, genel tebliğ, özelge ve yargı
kararlarından çıkan ortak sonuç; Vergi İdaresi’nin, teslim ve hizmetleri KDV’ye tabi olmayan
ya da KDV’den istisna olan kişi ve kurumların, gerçek usulde KDV mükellefiyetleri
olmadığı, bu nedenle bu kişi ve kurumlara yapılan teslimlerin, toptan satış olsa dahi
perakende aşaması için belirlenen KDV oranlarına göre vergilendirilmesi doğrultusundadır.
Dolayısıyla; KDV Kanunu’nun 17. maddesinde sayılan vergiden istisna edilmiş kişi, kurum,
vakıf, dernek, yardım sandıkları, kooperatifler ile bunlara söz konusu ürünleri satan gerçek
usulde KDV mükellefiyeti bulunan kişi ve kurumlar bu uygulamadan açıkça
etkilenmektedirler.
Bu durumda KDV Kanunu’nun 17. maddesinde belirtilen genel ve katma bütçeli
daireler, il özel idareleri, belediyeler, köyler, üniversiteler, döner sermayeli kuruluşlar,
kanunla kurulan kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları,
siyasî partiler ve sendikalar, kanunla kurulan veya tüzelkişiliği haiz emekli ve yardım
sandıkları, kamu menfaatine yararlı dernekler, tarımsal amaçlı kooperatifler ve Bakanlar
Kurulu’nca vergi muafiyeti tanınan vakıflar, köyler ve üniversitelere yapılan teslimler toptan
satış olsa dahi bu kurumların gerçek usulde mükellefiyetleri olmadığı için perakende aşama
için belirlenen yüksek oran üzerinde KDV hesaplanacaktır.
Yine bu Kararla beraber;
- Gelir Vergisi Kanunu’na göre vergiden muaf esnaf ile basit usulde vergilendirilenler,
- Gelir Vergisi Kanunu’na göre gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçiler,
KDV Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca bu vergiden istisna edildiklerinden bunlara
yapılan satışlar, toptan satış olsa dahi bu aşama için belirlenmiş KDV oranlarına göre değil,
perakende aşaması için belirlenmiş yüksek KDV oranları üzerinden vergilendirilecektir.

IV- TANIM DEĞİŞİKLİĞİNDEN KDV ORANI ETKİLENEN ÜRÜNLER
Liste oldukça zengindir. Dikkat edilirse tanım değişikliğiyle KDV oranı artan
ürünlerin yaygın bir kullanım alanı vardır. Kararla beraber:
- (1) Sayılı Listenin 2/a sırasında yer alan; mazı, palamut, kendir tohumu, kanola, kitre
gibi bazı ürünlerin toptan satışlarında KDV oranı %1 iken perakende aşamada %18 olmuştur.
- (1) Sayılı Listenin 1. sırasında yer alan; kuru üzüm, kuru incir, ceviz, fındık, antep
fıstığı, çam fıstığı, yer fıstığı, kestane, leblebi, ayçiçeği çekirdeği, kabak çekirdeğinin toptan
satışlarında KDV oranı %1 iken perakende aşamasında %8’dir.
- (1) Sayılı Listenin 2/b sırasında yer alan; meyan kökü, meyan balı, meyan hülasası,
çöven, sumak yaprağı, defne yaprağı, ıhlamur, kekik, adaçayı, mahlep, kimyon, susam,
anason, haşhaş tohumu, rezene tohumu, süpürge teli ve tohumu ile bunlardan mamul
süpürgeler, kapari (kebere), harnup (keçiboynuzu), harnup çekirdeği, zerdali çekirdeği, kişniş,
acıbadem, kuzugöbeği, mantar, şeker pancarının toptan satışlarında KDV oranı %1 iken
perakende aşamasında %8’dir.
- (1) Sayılı Listenin 3. sırasında yer alan; buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, darı,
çeltik, soya, kuru fasulye, kuru barbunya, kuru bakla, nohut, mercimek, patates, kuru soğan,
sarımsak, zeytin, zeytinyağı, küçük ve büyükbaş hayvanların (arılar dahil) toptan satışlarında
KDV oranı %1 iken perakende aşamasında %8’dir.
Bu durumda (1) Sayılı Listenin 2/a sırasında yer alan ürünlerin gerçek usulde katma
değer vergisi mükellefi olmayanlara satışında ürünlerin KDV oranı 17 kat, aynı Listenin 1,
2/b ve 3. sıralarında yer alan ürünlerde ise KDV oranı 7 kat artmıştır.
V- KARARA VE UYGULAMASINA İLİŞKİN GÖRÜŞLER
Vergi İdaresi’nin Karar’a ilişkin uygulamaları, Ramazan IRMAK tarafından yazılmış
iki ayrı makalede ele alınmıştır. Benzer yaklaşımlara Ö.Alparslan ARİTE tarafından yazılan
makalede de rastlanmaktadır2.
Sayın IRMAK tarafından Eylül 2006 tarihinde yayınlanan3 makalede, konu, Basit
Usulde Vergilendirilen Mükelleflere Yapılan Büyük ve Küçükbaş Hayvan Eti Satışlarında

 

2 Ö.Alparslan ARİTE, http://www.alomaliye.com/alparslan_arite_kdv_farkli.htm
http://www.alomaliye.com/alparslan_arite_kdv_farkli.htm

 

Uygulanacak KDV Oranı açısından ele alınmıştır. Makalede, Bakkal, manav, kasap, lokanta
vs. işleten birçok basit usulde vergilendirilen mükellef bulunmaktadır tespiti ile beraber. Bu
düzenlemenin birçok mükellefi vergi ziyanına sebep olma noktasına getireceği vurgusu
yapılmıştır. Aynı makalede Maliye Bakanlığı denetim elemanlarının bile vergi dairesinden
mükellefiyet bilgisi sorgulamadan satış yapılan mükellefin basit usulde vergilendirilen
mükellef olup olmadığını fatura üzerinden anlayamamaktadırlar denilerek mükelleflerin
kimlerin gerçek usulde mükellefiyetlerinin olup/olamayacağını kavramasındaki güçlük
açıklanmıştır.
Sayın IRMAK’ın bu konuda Eylül 2007’de ikinci bir makalesi yayınlanmıştır4. Bu
makalede basit usulde vergilendirilen mükellef sayısının 765.275’i bulduğu belirtildikten
sonra Basit usulde vergilendirilen mükelleflerin sayısının yüksekliği olayın vahametini
göstermektedir. Basit usulde vergilendirilenlere mal satan mükellefler, büyük risk altındadır.
Esasında risk sadece basit usulde yapılan satışlardan kaynaklanmaktadır. Riskin temel nedeni
mükelleflere, satış yaptıkları kişi ve kurumların gerçek usulde KDV mükellefiyetleri olup
olmadığını araştırma külfetinin yüklenmesidir ifadelerine yer verilmiştir. Bu makalede Katma
değer vergisi açısından perakende satış tanımı, serseri mayına benzetilerek Hangi mükellefi
ne zaman nerede vuracağı belli değil vurgusu yapılmıştır. Söz konusu makalelerin bu vergi
incelemelerinde görev yaptığı anlaşılan vergi inceleme elemanları tarafından kaleme alınması
ve bu makalelerde perakende satış tanımının serseri mayına benzetilmesi kayda değer.
Dikkat edilirse Karar’ın uygulamaya girmesiyle beraber basit usulde
vergilendirilenlere bu ürünlerin satışını yapan mükellefler büyük bir risk altına girmiştir.
Bakkal, manav, kasap, lokanta, büfe, seyyar satıcı vb. faaliyetlerle uğraşanlar bu kapsamda
sayılan ürünlerin alımında toptancı niteliğindedirler. Satmak amacıyla ya da bir başka ürüne
dönüştürmek amacıyla bu ürünleri satın almaktadırlar. Satıcı, bu alıcıların gerçek usulde KDV
mükellefiyetinin olup olmadığını bilmediği gibi öğrenmek için yasal bir yetkiye de sahip
değil. Bu durumda bu toptan satışları için belirlenen %1 oranını uygulayacaktır. Aksi
durumda yani satışlarına %8 oranında KDV uygulaması halinde müşteri ve iş kaybına
uğrayacaktır. Ancak bu satışlara %1 KDV uygulanması ise sonradan bir vergi tarhiyatı ile
karşılaşma riskini göz önüne almak demektir.
VI- YARGININ KONUYA BAKIŞI
Bu bölümde iki ayrı yargı kararından söz edilecektir. Kararlardan biri Danıştay diğeri
ise Ankara Bölge İdaresi Mahkemesi’ne aittir. Bölge İdare Mahkemesi Kararı doğrudan
doğruya Bakanlar Kurulu’nun incelemeye konu kararının uygulanmasına yönelik bir tarhiyata
ilişkindir ve tarhiyat kaldırılmıştır.

 

3 Ramazan IRMAK, ‘Basit Usulde Vergilendirilen Mükelleflere Yapılacak Büyük ve Küçükbaş Hayvan Eti
Satışlarında Uygulanacak KDV Oranı, Yaklaşım, Eylül 2006, Sayı: 165
4 Ramazan IRMAK, ‘KDV Kanunu Açısından Perakende Teslimin Önemi, e-Yaklaşım, Eylül 2007, Sayı: 50

 

Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin5, benzeri bir tarhiyatı kaldıran Ankara 1. Vergi
Mahkemesi Kararı’nı onama gerekçesi şöyledir:
...Satışların Uşak Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Başkanlığı’na, Edirne
Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Vakfı Başkanlığı’na yapıldığı açık olduğundan,
Yasa’nın aradığı anlamda inceleme raporunda ve eki tutanakta bu kurumların nihai
tüketici veya malı aynen ve işledikten sonra başkalarına satmayı hedefledikleri yönünde
bir tespit ve inceleme yapılmadan nihai tüketici olduğu kabul edilerek %7 oranında
KDV farklarının ilgili dönem beyanlarına ilave edilmesi ile bulunan fark noksan
incelemeye dayandığından yapılan cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık görülmemiştir.’
Danıştay’ın Bakanlar Kurulu’nun kararına ilişkin olarak herhangi bir hükmüne
rastlamadık. Konu hakkında çok sayıda vergi mahkemesi kararı olmakla beraber bu
uyuşmazlıkların Danıştay tarafından henüz karara bağlanmadığı anlaşılmaktadır. Aşağıda
incelenen kararla Danıştay sıvılaştırılmış petrol gazına ilişkin KDV oranını arttıran Bakanlar
Kurulu Kararı’nı bazı malların perakende safhası için farklı vergi oranları tespit etmeye
yönelik yetki açısından incelemiştir.
Sıvılaştırılmış petrol gazının teslimi %18 oranında KDV’ye tabi iken, Bakanlar Kurulu
21.12.1995 tarih ve 95/7612 sayılı Kararıyla ’Sıvılaştırılmış petrol gazının (LPG) otogaz
istasyonları tarafından teslimi’nde %40 oranında KDV alınmasını öngörmüştür. Bu kararla
beraber LPG’nin tesliminde, mutfaklarda ve sanayide KDV oranı %18 iken otogaz
istasyonları tarafından tesliminde %40 KDV oranı uygulanmıştır.
Bakanlar Kurulunun bu kararı, dava konusu yapılmış, verilen iptal kararı Danıştay
Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu’nca da benimsenmiştir6. Kararda benimsenen iptal
gerekçesi şöyledir:
Sıvılaştırılmış petrol gazının (LPG) otogaz istasyonları tarafından tesliminden"
%40 oranında katma değer vergisi alınmasının öngörüldüğü, 3065 sayılı Kanun’un 28.
maddesinde Bakanlar Kurulu’na tanınan yetkinin, her şeyden önce, eşitlik ilkesine
uygun olarak kullanılması gerektiği, maddede yer alan, bir malın üretim aşamasında
ayrı, perakende satış aşamasında ayrı oranlarda vergiye tabi tutulabileceği yolundaki
hükmün, aynı malın "kullanım amacına" göre de farklı oranlar saptayabilme
konusunda yetki tanıdığı şeklinde yorumlanamayacağı, aksine yorumun, hem maddenin
lafzına, hem de Kanun’un Genel Gerekçesinde anlatımını bulan vergilendirme ilkelerine
aykırı olduğu, dava konusu düzenlemede yetki unsuru yönünden hukuka uyarlık
görülmediği, öte yandan; dava konusu düzenlemenin sebebinin, mutfaklarda kullanılan
LPG gazının maliyetinin yüksek olması ve 2000 yılında uygulanan sübvansiyon

 

5 Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin, 09.10.2008 tarih ve E:2008/6204, K:2008/5863 sayılı kararı
6 DVD DGK’nın, 31.01.2003 tarih ve E:2002/294, K: 200327 sayılı kararı
(http//www.daniştay.gov.tr/kerisim/container.jsp)

 

sebebiyle oluşan Hazine kaybının telafisi olduğu, kararın gerekçesinde yer alan "otogaz
istasyonlarında satılan LPG'nin maliyetinin evlerde kullanılandan daha düşük olması
nedeniyle tüketici fiyatlarının birbirine yakınlaştırılması" ibaresinin de bu hususu
doğruladığı, ancak, sosyal politika gereği mutfakta kullanılan gaz için satış fiyatının
düşük tutulmasının Hazineye getireceği yükün tüm vergi yükümlülerine, mali güçlerine
göre dağıtılması gerekirken, bunun yapılması yerine, bu yükün araçlarında LPG
kullananların üzerinde bırakılmasında, yukarıda açıklanan vergide eşitlik ilkesine
uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle 2000/867 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi’nin eki
Kararı iptal etmiştir.
Danıştay uyuşmazlığı bir ürünün perakende aşamasında farklı oran belirlenmesine
ilişkin Bakanlar Kurulu2na tanınan yetkinin yasaya uygun kullanıp kullanmadığı yönünden
ele alarak çözmüştür. Bir ürünün ‘kullanım amacına göre’ KDV oranlarının
farklılaştırılmasına ilişkin düzenlemenin; toptan aşaması için ayrı, perakende aşaması ayrı
oran belirlenmesine ilişkin düzenleme ile yetki unsuru yönünden çatıştığı sonucuna varmıştır.
Kararda Bakanlar Kurulu’nun bu yetkisini yasaya aykırı olarak kullanamayacağı vurgusu da
ayrıca yapılmıştır.
VII- SONUÇ
Bakanlar Kurulu’nun incelenen Kararı çok sayıdaki mükellefi ilgilendirmektedir.
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları, Tarım Kalkınma Kooperatifleri, basit usulde
gelir vergisine tabi mükellefler, gelir vergisinden muaf olanlar ve çiftçiler. Yani üretici, çifti
ve köylülerin kurdukları kooperatifler ile bu kesimlere yardım amacıyla kurulan vakıflar
ayrıca esnaf, manav, bakkal, lokanta, büfe, seyyar satıcı vb. ile bu kişi ve kurumlara bu
ürünlerin satışını yapan üreticiler, toptancılar, tarım ve hayvan çiftlikleri ve benzerleri.
Bir tek işletmenin ülkemiz insanı ve ekonomisi için hayati önem taşıdığı, reel sektörün ve
tarımın çözüldüğü/çözüleceği bir ekonomik kriz ortamında, böyle bir kararın uygulamada olması
kayda değer. Otomotivden, konuta ve beyaz eşyaya KDV oranlarının aşağı çekildiği bu ekonomik kriz
ortamında vergi mükelleflerini, ülke tarımını ve gıda güvenliğini tehdit eden bu Kararın kaldırılması
öncelikle ve ivedilikli gerçekleştirilmelidir.



Yusuf ileri
27-10-2015 10:10:10
Bu yaziyi indirmek için tıklayınız :   DOWNLOAD PDF

Bizi Takip Edin

  • Facebook
  • Twitter
  • Linkedin
  • Google Plus

© 2015 Tüm Hakları Saklıdır Yusuf ileri

HİZMETLERİMİZ

  • » Bağımsız Dış Denetim Hizmetleri
  • » Vergi ve Tasdik Hizmetleri
  • » Mali Danışmanlık Hizmetleri
  • » Diğer Danışmanlık Hizmetleri
  • » Hukuk Danışmanlığı

ADRES

Kaptanpaşa Mah. Darülaceze Cad. Bilaş İş Mrk. B Blok No:33 K:3 D:43 Okmeydanı
Şişli/İSTANBUL
Yusuf ileri
2019 © Powered by : KETENCEK I.T