Kaptanpaşa Mah. Darülaceze Cad. Bilaş İş Mrk. B Blok No:33 K:3 D:43 Okmeydanı
+90 212 210 00 33 - 210 55 88
  • Facebook
  • Twitter
  • Linkedin
  • Google Plus

Muhasebe Mesleği ve Muhasebecinin Geleceği Tehlikedemi

ANASAYFA  /  MAKALELER  /  VERGI  /  Muhasebe Mesleği ve Muhasebecinin Geleceği Tehlikedemi

                                                                                                                                         

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK                                                                                                             

VE DENETİM TİC. LTD. ŞTİ.

 

Dr. Yusuf İLERİ
S.M. Mali Müşavir
Dünya Ekonomi-Politika Gazetesi / 10.07.2002

 

MUHASEBE MESLEĞİ VE MUHASEBECİNİN GELECEĞİ TEHLİKEDE
Mİ?
Yirminci yüzyılın ikinci yarısı belki de kayıtlara insanlık tarihinin en kayda değer
dönemi olarak geçecek. Düşünülmesi bile mümkün olmayan bilimsel buluş ve yenilikler: Aya
ve uzaya gidilmesi; Jet uçakları; Elektrikli daktilo, fotokopi makinesi, televizyon; Doğum
kontrolünü sağlayan ilaçlar, organ nakli, yapay organ nakli; Gen ve bilgisayar
teknolojilerindeki yenilikler… Her biri son yarım yüzyıla sığdırılan neredeyse devrim
niteliğindeki gelişmeler.
Aynı dönem küresel kurumsal yapıların kurulmasına da sahne oldu. Uluslararası Para
Fonu, Dünya Bankası ve GATT. Bilimsel ve teknolojik gelişmeler, kurumlar ve vaat
edilenlerle bir araya getirildiğinde, aslında, toplumların savaş ve hastalıklardan arınmış,
yoksulluğun da üstesinden gelinmiş bir döneme girmiş olması gerekiyordu. Ne var ki öyle
olmadı.
Mal, sermaye ve hizmet hareketlerinin serbestleşmesini sağlayan bu kurumlar, tam
aksine, sermayenin egemenliğini dünya çapında kurma pahasına, gelişmekte olan ülke
ekonomilerinin batışına sebebiyet verdiler. Başka bir deyişle, bugüne kadar yalnızca kendi
coğrafyasında çoğunluk üzerinde hegemonya oluşturmuş olan tek tek ulusal sermayeler dünya
ticaret döngüsüne katılmak suretiyle alanlarını genişletme çabasına girmişlerdir. Hedef,
sermaye birikim sürecini hızlandırmak amacıyla; koruma altına alınan ulusal sistemlere
sorunsuz ve engelsiz bir şekilde girebilmek; ülkelere yatırım yapan şirketlerin ulus-devlet,
devlet bürokrasisi ve yerel hukuk karşısında üstünlüğünü kabul ettirmektir.
Bizim üzerinde duracağımız anlaşma olan Hizmet Ticareti Genel Anlaşması (GATS),
Dünya Ticaret Örgütü’nü kuran anlaşmanın eklerinden bir tanesidir. 15 Nisan 1994 tarihinde
Marakeş’te imzalanan Uruguay Round Sonuç Belgesi (Nihai Senet) kapsamında yer alan
Hizmet Ticareti Genel Anlaşması (GATS), uluslararası hizmet ticaretine ilişkin temel kavram,
kural ve ilkeleri ortaya koyan ilk çok taraflı anlaşmadır. Türkiye'nin de kurucu üye olarak
imza koyduğu ve 1 Ocak 1995 tarihinde yürürlüğe giren Nihai Senet 25 Şubat 1995 tarihinde
TBMM'de onanmış ve 26 Mart 1995 itibariyle ülkemizin DTÖ'ye üyeliği resmi olarak ilan
edilmiştir.
Türkiye'nin GATS kapsamında sunmuş olduğu hizmetler taahhüt listesinin başında
Genel Taahhütler yer almaktadır. Türkiye'nin taahhütte bulunduğu hizmet sektörleri şunlardır.
1Mesleki
Hizmetler: Uzmanlık gerektiren hizmetler, Bilgisayar ve ilgili hizmetler, Diğer
mesleki hizmetler, 2-Haberleşme Hizmetleri: Posta, Kurye, Telekomünikasyon hizmetleri,

3- Müteahhitlik ve İlgili Mühendislik-Mimarlık Hizmetleri, 4-Eğitim Hizmetleri: İlk, orta ve
diğer öğretim hizmetleri, Yükseköğretim hizmetleri, 5-Çevre Hizmetleri: Kanalizasyon
hizmetleri, Çöplerin kaldırılması hizmetleri, Sağlık-Çevre ve benzeri hizmetler, 6-Mali
Hizmetler: Sigortacılık ve sigortacılık ile ilgili hizmetler, Bankacılık ve diğer mali hizmetler,
7-Sağlık ile İlgili ve Sosyal Hizmetler, Hastane hizmetleri, 8-Turizm ve Seyahat İle İlgili
Hizmetler: Oteller ve lokantalar, Seyahat acentaları ve tur operatörü hizmetleri, 9-Ulaştırma
Hizmetleri: Deniz, Hava, Demiryolu, Kara taşımacılığı hizmetleri.
Türkiye'nin özel taahhütleri GATS'ın sektörel sınıflandırma listesinde yer alan 155 hizmet
faaliyetinden 72'sine tekabül etmektedir. Listelenmeyen hizmetler için bir inceleme
yapıldığında; mesleki hizmetlerde bazı hizmet dallarının Türk vatandaşlığına bırakılması
nedeniyle (doktorluk, diş hekimliği, veterinerlik, hemşirelik gibi) taahhütte bulunulmadığı,
bazı sektörlerde ise (Araştırma Geliştirme Hizmetleri, Gayrimenkul Kiralama Hizmetleri,
Dağıtım, Hizmetleri gibi) genel olarak bu hizmetlere ilişkin, özel olarak da yabancıların bu
pazara girişini düzenlemeye yönelik mevzuatın bulunmaması nedeniyle taahhütte
bulunulmadığı, iç su taşımacılığının kabotaj nedeniyle yabancılara kapalı olması ve uzay
taşımacılığı gibi sektörlerde de ülkemizde uygulama alanı bulunmadığından taahhütte
bulunulmadığı görülecektir. Buna mukabil Türkiye'nin özel taahhütler listesindeki kapsama
oranı yaklaşık %46,6 olup, gelişmekte olan ülkeler ortalamasının (%18) hayli üzerinde olan
bu oran söz konusu ülkeler grubu içerisinde en yüksek oranlardan birisini oluşturmaktadır.
Ülkemizin taahhüt listesinde kapsanan sektörler itibariyle, üstlenilmiş bulunan
taahhütlerden prensip olarak geri dönülmemesi gerekmektedir. Bu duruma DTÖ
terminolojisinde "Standstill" denilmektedir. DTÖ üyesi ülkeler, taahhüt listesini düzenlerken,
bu durumu göz önüne alarak, anılan sektörlerde yabancıların pazara girişini
düzenleyen/kısıtlayan hükümleri listelemişler ve bunun sonucu olarak "taahhüt listelerinde bu
durumdan daha kısıtlayıcı bir mevzuatı uygulamayacaklarını" tüm diğer üyelere deklare etmiş
sayılmaktadırlar.
Türkiye'nin GATS kapsamında sunduğu hizmetler taahhüt listesi, gelişmekte olan
ülkeler tarafından sunulan tekliflerin en kapsamlısı ve en ilerilerinden biri olup, bazı gelişmiş
ülke teklifleri ile boy ölçüşecek niteliktedir. GATS anlaşması gereği, taahhüt listelerinden
geriye gidilemediği gibi, aksine taahhütleri derinleştiren ve geliştiren disiplinler
oluşturulmaktadır. Ülkemizin ve mesleğimizin çıkarlarına aykırı olan bu antlaşmaya kısıtlama
ve çekince koyabilmek, ülkelerin ekonomik ve siyasi gücüne bağlıdır. En geç 2005'te
yürürlüğe girmesi öngörülen GATS anlaşması ile meslek bilimsel bir kafa emeği işi olmaktan
çıkarılıp, sermayeye dayalı uluslararası ticari faaliyet alanı haline getirilecektir. Yabancı
sermaye yine yabancı sermayeli uluslararası muhasebe ve denetim tekelleri olan şirketlerle
egemenliğini arttıracaktır.
Bugün itibariyle ruhsat almış Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
ve Yeminli Mali Müşavir sayısı 60.000'e yaklaşmıştır. Yaklaşık olarak her yıl 4.000 kişi
ruhsat almaktadır. 10 yıl sonra sayı 100.000’i bulacaktır. Bu sayı bütün Balkanlar ve
Ortadoğu'nun muhasebe ve müşavirlik ihtiyacını karşılayabilecek bir sayıdır. Üstelik
mesleğimiz Hizmet Ticaret Genel Antlaşmasıyla liberalizasyona açılmıştır. Yani bir süre
sonra 140'ı aşan ülkenin meslek mensupları da ülkemizde boy gösterecektir. Meslekteki

tekelleşmenin yarattığı haksız rekabet ise, ileri boyuttadır. Öyle ki sadece beş büyüklerin
Türkiye muhasebe pastasındaki payı %75'1ere doğru çıkmıştır. Ayrıca iletişim ve bilgisayar
alanındaki gelişmelere bağlı olarak meslekte insan unsuruna olan ihtiyaç gittikçe
azalmaktadır.
Buna karşılık ekonomik etkinlikler daralmakta özelikle üretim ve istihdam yaratan
firmalar azalmaktadır. Meslek sahibi sayısının büyük bir hızla artmasına karşılık, firma
sayısının hızla azalması son derece tehlikeli bir ortam yaratmaktadır. Muhasebe mesleğinin ve
meslek mensuplarının geleceği, önümüzdeki dönemde gerek yasal düzenleme ve gerekse
uygulama açısından radikal önlemlerin alınmasını gerektirmektedir.



Yusuf ileri
27-10-2015 14:46:16
Bu yaziyi indirmek için tıklayınız :   DOWNLOAD PDF

Bizi Takip Edin

  • Facebook
  • Twitter
  • Linkedin
  • Google Plus

© 2015 Tüm Hakları Saklıdır Yusuf ileri

HİZMETLERİMİZ

  • » Bağımsız Dış Denetim Hizmetleri
  • » Vergi ve Tasdik Hizmetleri
  • » Mali Danışmanlık Hizmetleri
  • » Diğer Danışmanlık Hizmetleri
  • » Hukuk Danışmanlığı

ADRES

Kaptanpaşa Mah. Darülaceze Cad. Bilaş İş Mrk. B Blok No:33 K:3 D:43 Okmeydanı
Şişli/İSTANBUL
Yusuf ileri
2019 © Powered by : KETENCEK I.T