Kaptanpaşa Mah. Darülaceze Cad. Bilaş İş Mrk. B Blok No:33 K:3 D:43 Okmeydanı
+90 212 210 00 33 - 210 55 88
  • Facebook
  • Twitter
  • Linkedin
  • Google Plus

Kısırlaştırılan Yatırım İndirimi

ANASAYFA  /  MAKALELER  /  VERGI  /  Kısırlaştırılan Yatırım İndirimi

                                                                                                                                         

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK                                                                                                             

VE DENETİM TİC. LTD. ŞTİ.

Dr. Yusuf İLERİ
Haliç Üniversitesi Öğretim Görevlisi
Dünya Gazetesi - 18.12.2002

 

KISIRLAŞTIRILAN YATIRIM İNDİRİMİ
Yatırım İndirimi, vergi mevzuatımıza 1963 yılında girmiştir. Batı kampında
planlamanın yapıldığı, iktisatçıların yeni planlama teknikleri geliştirdiği bu yıllarda; ülkelerin
başarısı, büyüme hızının yüksekliği ve sanayileşmeyle ölçülüyordu. Türkiye açısından da, söz
konusu dönem; planlı-denetimli ekonomi, hesaplı sermaye girişi ve istikrarlı büyümenin
başlangıç dönemidir. Planlar kamu yatırımları için 'zorunlu hedefler', özel kesim yatırımları
içinse 'yol gösterici' hedefler gösteriyordu. Bu hedefler, mali teşvikler ve koruma politikasının
düzenlenmesiyle özendiriliyordu. Anayasal bir kurum olarak örgütlenen Devlet Planlama
Teşkilatı (DPT) ise, özel yatırımların bu teşvikleri alıp alamayacağı konusunda karar
verecekti. Dönemin dış ticaret politikasıysa, temelde tarım ve imalat sanayiini geliştirme
hedeflerine göre düzenlendi. İç piyasayı yerli üretime açık tutmak amacıyla, üretim düzeyi
yeterli miktara varan malların ithalatı yasaklanıyor; denetimli kambiyo rejimiyle mal ve
hizmet ithalatihracat hareketi denetlenirken kur sistemiyle serbest piyasa fiyatlarının etkenliği
iyice sınırlanıyordu.
'İthal-ikamesi' denilen bu politikalar, 202 sayılı kanunla 'Yatırım İndirimi ' adı altında
GVK'nuna eklenen 6 ek maddeden oluşan ve 1.1.1963 tarihi itibariyle yürürlüğe giren bir
vergisel teşvik paketi ile de destekleniyordu. Kanunun gerekçesinde bu düzenlemenin amacı
'genel kalkınma planlan ve yıllık uygulama programlarında ön görülmüş bulunan sahalara,
yapılacak yatırımları özendirmek ve kalkınmayı hızlandırmak' olarak ifade edilmiş olunan bu
teşvik müessesesinin işleyiş esası ise, gerçekleştirilecek yatırımların belirli bir yüzdesine
tekabül eden kazancı, gelir veya kurumlar vergisinden istisna etmekti. Bu şekilde mükellefe
vergi tasarrufu sağlanarak söz konusu yatırımın net maliyeti düşürülmüş olmaktadır ki, bu
mükellefe verilen sübvansiyonla aynı niteliktedir. Nitekim l 960'lı yılların hızlı büyüme kadar
mali istikrarla tanımlandığı belirtilmelidir. Enflasyon hızı 1963-67 arasında yıllık ortalama
%5’de kalırken GSMH reel büyüme hızı %6.5'e, sanayide artış %10.6'ya ve tarımda %3.7'ye
vardı. KİT'lerin imalat sanayiinin çıktısında payı %43, katma değerde payıysa %62 kadardı.
(DIE 1973, s.206-208) Bu kadar olumlu etken bir arada özel kesimin imalat sanayiinde
kabuğunu kırmasını hazırladı. Tarımı geliştirmeye gösterilen dikkatlerde semeresini verdi,
Türkiye ABD tarım destekleriyle yaşayan bir ülke olmaktan çıktı, kendisini besleyen bir ülke
konumuna girdi.
1980'li yıllar, Türkiye yakın tarihinin önemli kırılma noktalarından biridir. 1980
öncesinde dünya ekonomisine 'ithal ikameci birikim tarzı' ile eklenmiş bulunan Türkiye
ekonomisi, bu tarzın artık işlememesi sonucu 'dışa açılma' diye tanımlanan bir birikim tarzına
doğru evrilmeye başladı. 1980 öncesinin ithal ikameci politikaları tüm firmalara genel bir
koruma sağladığı için irili-ufaklı birçok firmanın faaliyet gösterdiği bir ekonomik yapı ortaya
çıkmıştı. Pazar farktan farklı olmakla, pazarların genelinde oligopol ve monopol özellikler

görülmekle beraber, ortaya çıkan en büyük firma yapısı bile, dışarıdaki rakiplerinin yanına
yaklaşamayacak kadar 'cüce' kalıyordu. Oysa dış tekellerle yarışabilmek, iç tekelleri de güçlü
kılmayı gerektiriyordu. Bu anlamda 1980'ler boyunca, firmaların daha çok büyüyüp
güçlenmeleri, bunun içinde şirketlerin, birleşmeler, el değiştirmeler yoluyla büyümesi,
bünyelerini güçlendirmeleri teşvik edildi. Kredi sistemi bu yolla kullanıldı. Sermaye piyasası
bunun için geliştirildi. Sermayenin tekelci gelişimine göz yumuldu. Dış rakiplerle
yarışabilmek için en az onlar kadar güçlü sermayedarlar, firmalar hedefi, devletin vergi
politikasına da yansımakta gecikmedi. Büyük sermayenin vergi yükünü hafifletici, onun
yükünü küçük ve orta işletmelere, hatta vergi hamalı üreticilere yıkıcı politikalar başatlık
kazandı.
İşte yatırım indirimi sistemi, yürürlüğe girdiği 1963 yılından sonra ilk kez 18 yıl sonra
bu kırılma kapsamında 2361 sayılı kanunla 1.1.1981 tarihinden geçerli olmak üzere
değişikliğe uğramıştır. Bu ilk değişiklik incelendiğinde; indirimden yararlanmak için en az
yatırım tutarlarının artırılmasına, aktif değerlerin yeni olmaları yönündeki zorunluluğun
kaldırılması ile ziraatta kullanacak kimyevi gübre ve ilaç tedarikinin kapsam dışında
tutulmasından, yatırım indiriminin Devlet Planlama Teşkilatında iki ayı ve Maliye
Bakanlığında bir ayı geçmeyen azami tetkik ve tasdik süresinin kaldırılmasına kadar bir çok
alanda sınırlarının daraltıldığı ve uygulama koşullarının zorlaştırıldığı görülecektir.
Yatırımlara yönelik bu vergisel teşvik hükümleri, bu ilk değişiklikten sonra bugüne kadar yedi
değişiklik daha görmüştür. Bu değişiklerinde önemli bir bölümü; indirimden yararlanacak en
az yatırım tutarlarının küçük ve orta ölçekli yatırımlar aleyhine arttırılması, ithal edilen
kullanılmış eski makine ve tesislerin yeni addolunmasına daha fazla imkân sağlamak suretiyle
kendi ülkelerinde kullanımı kârlı olmaktan çıkmış makine donanım ile eski teknolojinin getiri
süresinin bu ülkeler yararına uzatılması ile yatırım indirimi belgesinin müracaat, tasdik ve
vize edilmesine ilişkin bürokratik işlemlerin arttırılmasına yönelik olmuştur. Bunlardan
4.12.1985 gün ve 3239 sayılı kanunla 1.1.1986 tarihinden geçerli olmak üzere yapılan
değişiklikle; serbestleşme sürecine uygun olarak, dar mükellefiyete tabi kurumlar ile tam
mükellefiyete tabi kurumlardaki yabancı sermayeli ortakların, yatırım indiriminden
yararlanmaları sağlanmıştır. 4108 sayılı kanunla 1.1.1995 tarihinden itibaren geçerli olmak
üzere; ilgili yıl kazancından indirilemeyen yatırım indirimi tutarını, izleyen ilk üç yılda bu
yıllar için belirlenen yeniden değerleme oranında arttırması, uygulamasının kapsamını
genişletici mahiyette olmuş; aynı yasa ile yapılan teşvik belgesi olmaksızın yapılan yatırımlar
için de yatırım indiriminden faydalanma imkânı getiren düzenlemelerin ise, uygulama
koşullarının zorluğu ve formalitelerinin fazlalığı nedeniyle bir uygulaması ve dolayısıyla
yararı olmamıştır. 4369 sayılı yasayla 1.1.1999 tarihinden geçerli olmak üzere 250.000.000
ABD doları karşılığı Türk lirası aşan sınai yatırımlarda yatırım indirimi oranını %200'e kadar
arttırmaya dair Bakanlar Kuruluna yetki verilmesine ilişkin düzenleme ise, gerek koşullarının
yasa ile somut olarak tespit edilmemesi ve bu konuda Bakanlar Kuruluna yetki verilmesi;
gerekse şart koştuğu tutar itibariyle, belli bir kişiyi ve yatırımı işaret eden bir görünüm
sergilemektedir. Aynı yasayla getirilen -peşin indirim olarak bilinen- müteakip dönemde
yapılması öngörülen yatırım harcamalarının cari dönem kazancından indirilmesini sağlayan
düzenleme ise, uygulama sırasında büyük problemler doğurmakta, ayrıca ekonomik kriz, imar
planları, deprem yönetmenliği ve bürokratik uygulamalar nedeniyle yatırımlar zamanında ya

da hiç gerçekleşmediği için önceden, öngörülen yatırım olarak indirilen bu tutarlar,
problemler ve yatırımcı aleyhine sonuçlar yaratabilmektedir.
Yatırım indirimi ile ilgili olarak l 980 sonrasını kapsayan yıllarda izlenen bu
programlar arasında genelde bir devamlılık vardır. Bununla birlikte, ekonomide giderek
serbestleştirme yaratan bu politikalar istikrarlı bir biçimde değil, deneme yanılma yöntemine
göre uygulanmıştır. Örneğin; 2361 sayılı kanunla 1.1.1981 tarihinden geçerli olmak üzere
yapılan değişikle; bina harcamaları, yatırım indirimi uygulaması dışına çıkartılırken, 3946
sayılı kanunla 1.1.1994 tarihinden itibaren yürürlüğe giren değişiklikle, sadece turizm
işletmeleri için inşa edilen binalar uygulama kapsamına alınmış, 4108 sayılı kanunla 1.1.1995
tarihinde geçerli olmak üzere yapılan düzenleme ile, bina harcamaları 1981 öncesinde olduğu
gibi tekrar yatırım indiriminin içine alınmıştır. Aynı şekilde yatırımlarla ilgili harcamalara
uygulanacak yatırım indiriminin nispetinde ileri geri gitmeler ve organize sanayi bölgeleri ve
kalkınmada öncelikli yöreler gibi sınıflandırılmalar yapılarak uygulanacak nispetlerde
farklılıklar yapılmıştır.
Yatırım indirimini amacından uzaklaştıran ve işlevsiz hala getiren en önemli husus,
yatırım indirimi uygulayan kurumların, uyguladıkları indirim nedeniyle, bu indirimler
üzerinden hesaplanan gelir vergisi stopajının giderek yatırımcılar aleyhine arttırılmasıdır.



Yusuf ileri
27-10-2015 14:31:33
Bu yaziyi indirmek için tıklayınız :   DOWNLOAD PDF

Bizi Takip Edin

  • Facebook
  • Twitter
  • Linkedin
  • Google Plus

© 2015 Tüm Hakları Saklıdır Yusuf ileri

HİZMETLERİMİZ

  • » Bağımsız Dış Denetim Hizmetleri
  • » Vergi ve Tasdik Hizmetleri
  • » Mali Danışmanlık Hizmetleri
  • » Diğer Danışmanlık Hizmetleri
  • » Hukuk Danışmanlığı

ADRES

Kaptanpaşa Mah. Darülaceze Cad. Bilaş İş Mrk. B Blok No:33 K:3 D:43 Okmeydanı
Şişli/İSTANBUL
Yusuf ileri
2019 © Powered by : KETENCEK I.T