Kaptanpaşa Mah. Darülaceze Cad. Bilaş İş Mrk. B Blok No:33 K:3 D:43 Okmeydanı
+90 212 210 00 33 - 210 55 88
  • Facebook
  • Twitter
  • Linkedin
  • Google Plus

Kdv İle Çiftçiyi Vuran Ekonomik Krizi Derinleştiren Karar

ANASAYFA  /  MAKALELER  /  VERGI  /  Kdv İle Çiftçiyi Vuran Ekonomik Krizi Derinleştiren Karar

                                                                                                                                         

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK                                                                                                             

VE DENETİM TİC. LTD. ŞTİ.

 

Dr. Yusuf İLERİ 

Haliç Üniversitesi
Dünya Gazetesi - 01.01.2009

 

KDV İLE ÇİFTÇİYİ VURAN EKONOMİK KRİZİ DERİNLEŞTİREN KARAR
Gıda maddelerinin büyük bir çoğunluğunun perakende aşamadaki teslimlerinde KDV
oranı yüzde 8 bir kısmında yüzde 18 iken önceki aşamalarındaki teslimlerinde bu oran yüzde
1. Bu KDV'nin teknik yapısına ve mantığına uygun doğru bir yaklaşım. KDV, bu verginin asıl
mükellefi olan nihai tüketiciye yüklenmek istenmiş. Çünkü KDV'nin asıl hedefi nihai
tüketiciyi vergilendirmek. Perakende öncesi aşamada piyasa aktörleri KDV açısından bir nevi
vezne görevi yaptıklarından bu aşamalarda KDV oranını yüksek tutmanın bir anlamı yok.
Ancak Bakanlar Kurulu aldığı bir kararla "perakende teslim" kavramının tanımını
değiştirince çiftçiyi, üreticiyi vuran ve ekonomik krizi derinleştiren bir uygulamanın önünü
açmış bulunuyor. Bakanlar Kurulu gerçek usulde KDV mükellefi olmayanlara yapılan
teslimlerin, toptan satış olsa dahi perakende aşamaya ait olan yüzde 8 ve yüzde 18 KDV
oranının uygulanmasına dair bir karar almıştır. Bu karar, gıda tüketiminin temeli olan ve
sanayi alanında da kullanılan tam 67 ayrı tarım ürününün KDV oranını 7 ya da 17 kat
artırmıştır. (23.12. 2003 tarih ve 2003/6666 sayılı bu karar 31.12.2003 tarih ve 25333 sayılı
Resmi Gazete'de yayınlanmıştır.) İşin ilginç yanı yürürlükteki KDV Yasası'nın mevcut
halinde gerçek usulde mükellefiyet dışında başkaca mükellefiyet öngörülmediği halde. Böyle
olunca da bu hüküm KDV Kanunu'nda istisna edilmiş kişi ve kurumlara uygulanmaktadır.
Kimdir bu kişi ve kurumlar? Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Vakıfları, Tarım
Kalkınma Kooperatifleri, basit usulde gelir vergisine tabi mükellefler, gelir vergisinden muaf
olanlar ve çiftçiler. Yani üretici, çifti ve köylülerin kurdukları kooperatifler ile bu kesimlere
yardım amacıyla kurulan vakıflar ayrıca esnaf, manav, bakkal, lokanta, büfe, seyyar satıcı ve
benzeri yurdum insanı.
Peki, gerçek usulde KDV mükellefi olmayanlara yapılan toptan teslimlere bu aşamaya
ait olan yüzde 1 değil de, perakende aşamaya ait yüzde 8 ya da 18 uygulandığında ne gibi
sonuçlar ortaya çıkıyor?
Bunun iki önemli sonucu vardır: Birincisi; bu kişi ve kurumlar satışlarında KDV'yi
ayrıca alamadıkları için bu tutarları maliyetlerine yükleyeceklerdir. Yani biz tüketiciler bu
ürünleri KDV kadar artan fiyatla almaktayız. Bu nokta önemlidir önemli olmasına ancak
krizlere ve zamlara karşı toplumsal bir bağışıklık kazandığımızdan söz edildiği için bu nokta
üzerinde durmayacağım(!)
Fakat ikincisi serseri mayın gibi. Yok edici. İzah etmeye çalışalım: Topun ağzındakiler
bu ürünlerin satışını yapan üreticiler, toptancılar, tarım ve hayvan çiftlikleri ve benzerleri. Bu
kişi ve kurumlar toptan satışlarında KDV oranını yüzde 1 bildikleri için bu oranı
uyguluyorlar. Ayrıca alıcıların KDV karşısındaki durumunu yani gerçek usulde KDV mükellefi olup

olmadıklarını bilmeleri mümkün değil. Bunu öğrenebilmek açısından herhangi
bir yetkiye de sahip değiller. Dolayısıyla toptan bir satış yaptıklarında başkaca bir duruma
bakmaksızın yüzde 1 KDV hesaplayıp tahsil ediyorlar.
İşte ne oluyorsa bundan sonra oluyor. Bir süre sonra Vergi İdaresi harekete geçiyor.
Gerçek usulde KDV mükellefiyeti olmayanlara yapılan toptan satışları tespit ediyor. Ve bu
satışlara perakende aşamaya ait yüzde 8 ya da yüzde 18 olan KDV oranını uyguluyor. Satış
esnasında yüzde 1 uygulandığı için satıcıya bu verginin 7 ya da 17 kat kadar bir vergi tarh
ediliyor. Tabii gecikme faizi ve vergi ziyanı ile özel usulsüzlük cezaları da eklenince ortaya
ağır bir tablo çıkıyor. Peki, bu tarhiyatlar gerçekten yok edici oluyor mu? Evet oluyor! Her
şeyden önce üreticinin, çiftçinin durumu içler acısı. Zaten çekip çeviremiyor. Borca batık
durumda. Büyük rakiplere karşı korumasız ve sahipsiz. Kredi alamıyor.
Kısacası kara günde yakalanıyor. Tarhiyatlar da yüksek rakamlara tekabül edince
ödenemiyor, işletmeyi öldürüyor.
Şayet daha başında bu oranları (yüzde 8 ürününe göre yüzde 18) uygulamış olsa zaten
alıcıdan tahsil edeceği için kendisi hiç etkilenmemiş olacaktı. Ya da alıcı vazgeçeceği için en
azından böyle bir riskin altına girmemiş olacaktı. Ancak çiftçinin ürününü satmak zorunda
olduğunu da unutmayalım. Tarhiyat sırasında bu alışverişten kâr mı elde edildiğine ya da
zarar mı yapıldığına da bakılmıyor. Şimdi hiç bir yarar sağlamadığı bir işlem için durup
dururken başı büyük bir derde girmiş oluyor.
Diyelim ki vergi yargısına gitti ve davayı kazandı. Bu süreçte eli-ayağı bağlanmış
oluyor. Ya kaybedersem kaygısıyla bir iş yapamıyor. Davayı kaybettiğini yani vergi, ceza ve
faizi ödemek zorunda kaldığını ve ödediğini kabul edelim. Devlete ödediğini dönüp alıcıdan
tahsil etmesi gerekecek. Çünkü KDV nedeniyle aracı-vezne durumunda. Yüksek rakamlar
tutan faiz ve cezayı rücu edemeyecek; sadece vergi aslını alıcıya rücu etme hakkı var ama o
da uzun bir merasime tabi. Yeniden bu kez adli yargıda dava açacak, avukat tutacak, masraf
yapacak, kazanacak, alıcıyı bulacak, icraya koyacak, varlığını tespit edecek, tahsil edecek. Bu
tarhiyatlar işlemden sonraki 5 yıl içinde başlamaktadır. Vergi yargısı ile rücu davasından
geçecek süreler de dikkate alınırsa bu işin bütün ceremesini ürünü satan toptancı, üretici ya da
çiftçinin çekeceği anlaşılıyor. 2003 yılında yayınlanan bu Karar’a ilişkin tarhiyatlar yeni yeni
ortaya çıkmakta.
İşin belki de en çarpıcı yönü Bakanlar Kurulu'nun böyle bir yetkisinin olmaması.
Kanundaki ifade ile yetkisi şu: KDV Kanunu'nun 28'inci maddesine göre "KDV oranı,
vergiye tabi her bir işlem için yüzde l0'dur. Maddede Bakanlar Kurulu bu oranı, dört katına
kadar artırmaya yüzde l'e kadar indirmeye, bu oranlar dahilinde muhtelif mal ve hizmetler ile
bazı malların perakende safhası için farklı vergi oranları tespit etmeye yetkilidir." Dikkat
edilirse Bakanlar Kurulu (1) muhtelif mal ve hizmetler için (2) bazı malların perakende
safhası için farklı vergi oranları tespit etmeye yetkili. "Perakende teslim"in tanımını
değiştirme yetkisi yok. Toptan teslimlere, “hayır bunlar perakende teslimdir,” demek yetkisi
yok. Alıcıların durumuna göre KDV oranı belirleme yetkisi yok. Yasa koyucunun çeşitli
nedenlerle KDV'den bağışık tuttuğu kişi ve kurumlara bir ceza gibi alımlarında daha yüksek
KDV oranı belirleme yetkisi yok.

Bu ülkede tarım hepimiz için gerekli. Bugün yaşadığımız işsizliğin çözümü için
gerekli. Yarın kıtlık ve açlık yaşamamak için gerekli. Yerli cins tohum, ürün ile küçük ve
büyükbaş hayvanın yok olmaması için gerekli. Atatürk, çiftçiyi bu milletin efendisi olarak
ilan etmişti. Çünkü bir ülkenin efendisi o ülkenin vergi mükellefi yani finans edenidir. Ancak
bugün çiftçi efendi değil, borç servisi için ödeme yapandır; efendiliği eloğlu-finans sermayesi
kapmıştır. Onun için artık verginin konusu değil, nesnesidir. Haydi hayırlısı!



Yusuf ileri
27-10-2015 11:10:49
Bu yaziyi indirmek için tıklayınız :   DOWNLOAD PDF

Bizi Takip Edin

  • Facebook
  • Twitter
  • Linkedin
  • Google Plus

© 2015 Tüm Hakları Saklıdır Yusuf ileri

HİZMETLERİMİZ

  • » Bağımsız Dış Denetim Hizmetleri
  • » Vergi ve Tasdik Hizmetleri
  • » Mali Danışmanlık Hizmetleri
  • » Diğer Danışmanlık Hizmetleri
  • » Hukuk Danışmanlığı

ADRES

Kaptanpaşa Mah. Darülaceze Cad. Bilaş İş Mrk. B Blok No:33 K:3 D:43 Okmeydanı
Şişli/İSTANBUL
Yusuf ileri
2019 © Powered by : KETENCEK I.T