Kaptanpaşa Mah. Darülaceze Cad. Bilaş İş Mrk. B Blok No:33 K:3 D:43 Okmeydanı
+90 212 210 00 33 - 210 55 88
  • Facebook
  • Twitter
  • Linkedin
  • Google Plus

Gayrimenkul Sermaye İratlarının İç Borçlara Etkisi ve Vergilendirilmesi

ANASAYFA  /  MAKALELER  /  VERGI  /  Gayrimenkul Sermaye İratlarının İç Borçlara Etkisi ve Vergilendirilmesi

                                                                                                                                         

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK                                                                                                             

VE DENETİM TİC. LTD. ŞTİ.

 

Dr. Yusuf İLERİ
Haliç Üniversitesi Öğretim Görevlisi
Dünya Gazetesi - 28.05.2003

 

GAYRİMENKUL SERMAYE İRATLARININ İÇ BORÇLARA ETKİSİ VE
VERGİLENDİRİLMESİ
Gelirler meseli nasıl hal edilecektir? Yabancı kaynakla yani borçla mı, yoksa öz
kaynaklar yani vergilerle mi karşılanacaktır? Bir aile ekonomisi devlet ekonomisine
benzemez ancak, borçlanmanın yaratacağı sonuçlar yönünden bu iki kurumun benzerlikleri
vardır. Diğer bir ifadeyle borç karşılılığında istenilen taleplerin sınırı ne olacaktır? Toplam
vergiler içinde dolaysız vergilerin payı azaldıkça niçin borç stoku artmaktadır? Gelir ve
kurumlar vergileri indirildikçe tekel mahiyetindeki çok uluslu firmalar, nasıl en büyük yararı
sağlamaktadır? Bu vergilerin yükü hep ücretliler üzerinde mi kalacaktır? Bunun imalat
sanayiine ne tür etkileri olmaktadır. Ülkemizde sermaye yani servet üzerinde alınan vergilerin
oranı, gelişmiş ülkelere göre düşüktür. Bunun siyasi, ekonomik, sosyal ve hukuksal sebepleri
vardır. Peki, sermaye iratları üzerinde alınan vergiler yeterli midir? Hukuksal açıdan olması
gerekenler bir yana, Gelir Vergisi Kanunumuzda, yerini bulan gayrimenkul sermaye iratları
üzerinde alınan vergilerin, vergi gelirleri arasındaki payı nedir? Bu gelirlerin daha etkin bir
şekilde vergilendirilmesi ve vergi gelirleri içindeki paylarının artırılması mümkün müdür?
Elbette bu soruları çoğaltmak mümkündür. Kuşkusuz bütün bunlar üzerinde düşünmeğe değer
konulardır. Biz konumuza devam edelim.
Bilindiği üzere gelir vergisi sistemimiz, geliri "belirli bir kaynağa bağlılık" ve
"süreklilik" unsurlarından hareketle açıklayan “kaynak teorisi" ile tanımlamaktadır. Buna göre
gelir, bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarı olarak
tanımlandıktan sonra, gelire giren kazanç ve iratlar sayılmıştır. Ticari kazançlar, zirai
kazançlar, ücretler, serbest meslek kazançları, gayrimenkul sermaye iratları, menkul sermaye
iratları, diğer kazanç ve iratlar olarak yedi bent halinde sayılan bu gelir unsurlarının
kapsamına girmeyen gelirin vergilemesi mümkün değildir.
Yazımıza konu olan gayrimenkul sermaye iratları, Gelir Vergisi Kanunu’nun 70'inci
maddesinde yazılı mal ve hakların kiraya verilmesi karşılığında elde edilen gelir unsurunu
ifade etmektedir. Bir kısım gayrimenkul sermaye iratları beyan ve vergi dışı tutulmuş, beyan
dışı tutulan bir kısmında ise, stopaj nihai vergileme olarak kabul edilmek suretiyle
vergilendirilmesinde diğer gelirlere oranla bazı avantajlar sağlanmıştır. Örneğin gerçek
ücretlerin vergilendirilmesinde uygulanan ve 2003 yılı için 540.000.000 lira olan özel indirim,
4812 sayılı vergi yasalarında değişiklik yapan yasayla 01.01.1994 tarihinde geçerli olmak
üzere kaldırılmış iken, 2003 yılında 1.500.000.000 liranın altında kalan mesken kiraları için
beyanname verilmesi gerekmemekte, yani vergilendirilmemektedir. Buradaki eleştirimiz
düşük tutarlı kira gelirlerinin vergilendirilme kapsamı dışında tutulmasına değil, ücretliler
aleyhine olan vergilendirmeyi ve bunun üretim ve istihdam üzerindeki bilinen olumsuz
etkilerini hatırlatmaya yöneliktir. Keza 2003 yılı için geliri 8.500.000.000 liranın altında kalan

tevkif suretiyle vergilendirilmiş kira gelirlerinden ibaret olanlar, beyanname vermeyecek, yani
%22 tutarındaki vergileme ile yetinilmektedir.
Beyanına gelince: Tahsil esasının geçerli olduğu gayrimenkul sermaye iradında,
vergilendirilecek kazanç "safı irat" olarak tanımlanmıştır. Safi irat; gayrisafi hasılattan, iradın
elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan giderler indirilmek suretiyle bulunur. Beyana
tabi gayrimenkul sermaye iradında giderler, gerçek usulde ve götürü usulde olmak üzere iki
şekilde tespit edilmektedir. Gerçek gider usulü seçildiğinde dikkat edilmesi gereken husus,
gerçek tutarları ile gayrisafi hasılattan indirilecek giderlerin, belgelendirilmesi veya
kanundaki ölçülere uygun şekilde indirilmesidir. Götürü gider usulünde ise, giderlerin gerçek
usulde hasılattan düşürülmesi yerine, bu giderlere karşılık olmak üzere hasılatın %25'i gider
olarak indirilir.
Teşebbüs, mesleki ve emek gelirlerine göre bu gelirler, sıkıntı çekilmeden daha kolay
yoldan elde edilmekte ve daha az risk taşımaktadırlar. Beyanları daha basittir. Defter tutma ve
belge düzenleme gibi külfetleri yoktur. Buna karşılık bugüne kadar bu gelirler, tam olarak
tespit edilememiş ve dolayısıyla vergilendirilmemiştir. Gelirler Genel Müdürlüğü İnternet
sitesine göre 2002 yılında 345.859 kişi GMSİ beyannamesi vermiş ve 894.466 gayrimenkul
için 1.148 kat trilyon gelir beyan edilmiştir. Bu beyannamelere göre tahakkuk eden gelir
vergisi ise 276.724 milyar liradır (www.gelirler.gov. tr). DİE verilerine göre resmi kurumlara
ait ve dini amaçlı kullanılanlar hariç 2000 yılı bina sayımına göre, sayısı 7.778. 599 olan
binalara ait gelirler ile vergi mevzuatımızda GMSİ adı altında ele alınan ve bugüne kadar
spesifik bir çalışmaya konu olmadığı için hakkında -vergilendirilmesine ilişkin teknik yapısı
dışında- bilgiye sahip olmadığımız gayri maddi haklara ait gelirlerin, büyük oranda
kavranmadığı kanaat ve sonucuna varılmaktadır. Konu gayri maddi haklara gelmiş iken, bu
konu ayrı bir çalışma ve yazı konusu teşkil etmekle beraber, hemen hemen tamamı global
şirketler ve kuruluşların tekelinde bulunan know-how(lisans) ve patent için yapılan ödemeler
ile arama, işletme ve imtiyaz hak ve ruhsatlarına ilişkin gelirlerin tespiti ile
vergilendirilmesinin muhakemesi ve sağlanması önem arz etmektedir. Kendiliğinden yapılan
beyanlar dışında gelir idaresinin, bu gelirlerin (gayri maddi hak gelirlerine yönelik bir
çalışmaya rastlamadığımızı belirtmiştik) tespitine yaklaşımı; dar alanları kapsayan toplu
yoklamalar yapmak ve bu yoklamalarda elde ettiği bulgulara göre vergilendirme yoluna
gitmek suretiyle gerçekleşmiştir. Bu tür yoklamalar ise, hem zahmetli hem de beklenilen
sonucu verememiştir. Nüfus sayımında olduğu gibi bütün insanlara sokağa çıkmak yasağı
getirerek; bu tespitleri yapmak şeklindeki yaklaşımlar da ciddi olarak önerilemeyeceğine göre,
sorunu günümüzün teknolojik araçlarını kullanarak çözmeye çalışmak doğru olacaktır.
İşte bu noktada Bakırköy Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından başlatılan kira
gelirlerine yönelik kapsamlı ve örnek teşkil edebilecek bir çalışmadan söz etmek istiyorum.
Belediye Başkanlıklarına bağlı emlak vergi dairelerinden alınan disketler yoluyla birden fazla
gayrimenkulü olanlar ve meskenlerinde ikamet etmeyenler; bankalardan periyodik olarak kira
ödemesi yapılan hesaplar kanalıyla, bu hesaplardaki bilgiler; kamu ve özel sektör işyerlerinde
çalışıp, vergi iade zarflarında kira ödemelerine ilişkin yer alan bilgiler; apartman
yöneticilerinden kiracılar ve ödenen kira tutarlarına ilişkin olarak alınan bilgiler ve nihayet
muhtarlıklardan kiradan oturanlara ilişkin hangi bilgiler varsa bu bilgileri edinmeye; hülasa:
bu işin yolunda yürümesi için iyice tasarlanmış, planlı bir çalışma. Anlaşılıyor ki

belediyelerden, bankalara; muhtarlıklardan, kamu ve özel sektöre; oradan, apartman
yöneticilerine kadar; kiralayan, kiracı ve kira tutarlarına ilişkin bilgilerin bulunduğu ne kadar
kişi, kurum ve alan varsa; mükellefiyete ve vergilendirmeye ilişkin sağlıklı bilgi ve belgelere
ulaşmak için bir bir araştırılmaktadır. Kullanılan yöntemlerin en önemli ve kayda değer tarafı;
bunca bilginin hiçbir kişiyi rahatsız etmeden çağdaş yöntemlerle kolaylıkla tespit edilmeye
çalışılmasıdır. Mükelleften ve ifadesinden başlayarak değil, bilgi ve belgelerden hareketle
verginin kaynağına ve matrahına ulaşılma. Tamamen bilgisayar ortamında yürütülmekte olan
bu çalışmanın; Florya, Yeşilyurt, Ataköy ve Yeşilköy gibi yüksek kira gelirlerinin yer aldığı,
pilot bir bölgede yürütülmesinin fıskal yönde de sonuçları olacaktır.
Vergi mevzuatımızda gayrimenkul sermaye iradı olarak ifade edilen ve fakat, daha
geniş anlamda maddi ve gayri maddi mal ve haklardan sağlanan bu gelirler; mahiyeti
itibariyle üretime değil, büyük oranda devlet bono ve tahvilleriyle diğer faiz, repo ve benzeri
gelirlere yönelmektedir. Diğer bir ifade ile bu iratlar; borç servisinin önemli bir ayağını ve
kaynağını teşkil etmektedirler. Devlet tahvili ve bonolarından sağlanan faizler ise, beyan dışı
tutulmak suretiyle ya vergilendirilmemekte ya da düşük oranlı stopajla vergilendirilmektedir.
Şu halde gayrimenkul sermaye iratlarını vergilendirmek; bir bakıma iç borçlanmayı besleyen
ve finans eden gelirlerin bir kısmını ta kaynağından vergilendirmek olur. Türkiye'nin içine
düştüğü finansal krizden kurtulması için mevcut dış borçlarının vadesini yayması ve bundan
sonra dış kredi kullanmaktan vazgeçmesi gerekir. İç borcu ise, sermaye iratları başta olmak
üzere, bu borçları finans eden gelirleri, borç olarak alıp karşılığında yüksek faizler vermek
yerine, bu gelirleri, vergilendirerek halletmesi gerekir.



Yusuf ileri
27-10-2015 14:15:34
Bu yaziyi indirmek için tıklayınız :   DOWNLOAD PDF

Bizi Takip Edin

  • Facebook
  • Twitter
  • Linkedin
  • Google Plus

© 2015 Tüm Hakları Saklıdır Yusuf ileri

HİZMETLERİMİZ

  • » Bağımsız Dış Denetim Hizmetleri
  • » Vergi ve Tasdik Hizmetleri
  • » Mali Danışmanlık Hizmetleri
  • » Diğer Danışmanlık Hizmetleri
  • » Hukuk Danışmanlığı

ADRES

Kaptanpaşa Mah. Darülaceze Cad. Bilaş İş Mrk. B Blok No:33 K:3 D:43 Okmeydanı
Şişli/İSTANBUL
Yusuf ileri
2019 © Powered by : KETENCEK I.T