Kaptanpaşa Mah. Darülaceze Cad. Bilaş İş Mrk. B Blok No:33 K:3 D:43 Okmeydanı
+90 212 210 00 33 - 210 55 88
  • Facebook
  • Twitter
  • Linkedin
  • Google Plus

Enflasyon Düzeltmesinin Dayanağı

ANASAYFA  /  MAKALELER  /  VERGI  /  Enflasyon Düzeltmesinin Dayanağı

                                                                                                                                         

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK                                                                                                             

VE DENETİM TİC. LTD. ŞTİ.

 

Dr. Yusuf İleri / Haliç Üniversitesi Öğretim Görevlisi
Dünya Gazetesi - 27.02.2004

 

ENFLASYON DÜZELTMESİNİN DAYANAĞI
Enflasyon bir sonuç. Enflasyon bir sonuç olarak ortaya çıkınca, her sonuç gibi
birtakım yeni olgulara sebebiyet veriyor. Bunlardan biri de mali tablolardaki "bilgi
bozulması"dır. Yani tarihi rakamlarla düzenlenen mali tabloların, enflasyonist ortamlarda
mukayese edebilirlik kabiliyetinin olmamasıdır. Çünkü muhasebenin temel kavramları
arasında sayılan "dönemsellik kavramına" göre, işletmenin sürekliliği kavramı uyarınca
sınırsız kabul edilen ömrünün, belli dönemlere bölünmesi ve her dönemin faaliyet
sonuçlarının diğer dönemlerden bağımsız olarak saptanması gerekmektedir. Gelir ve
giderlerin tahakkuk esasına göre muhasebeleştirilmesi, hasılat, gelir ve kârların aynı döneme
ait maliyet, gider ve zararla karşılaştırılması bu kavramın gereğidir. İşte "enflasyon
düzeltmesi" adı altında yapılan düzenlemelerde amaç, farklı tarihlerde ve enflasyonist
ortamlarda hazırlanan mali tablolarda enflasyon köpüğü ve farkını görmek yani doğru bir
"fotoğraf" çekmektir.
Enflasyon düzeltmesi, dayanağını uluslararası muhasebe standartlarından alır.
Günümüzde sınırlar arasında hareket eden trilyonlarca dolarlık bir uluslararası sermaye ve bu
sermayeye bağlı uluslararası kurumlar var. Dünya ölçeğinde etkili bu sermaye örneğin; ticari
bankaların, sermaye piyasasının, standart muhasebe sistemlerinin, serbest denetim
şirketlerinin vb. bulunmadığı piyasalara girmek istemiyor. Adam Smith'ten beri "görünmeyen
el" sayesinde kendi kendine işlediği söylenen serbest piyasanın ancak gerekli kurumları varsa
bunu gerçekleştirebildiği, görünmeyen eli bu kurumların işlettiği anlaşılıyor. Bu bağlamda
uluslararası muhasebe standartlarının amacı, uluslararası sermayenin akışkanlığını
sağlamaktadır. Bir "işlem maliyeti" getiren bu kurumlar, böylece görünmeyen elin işleyişini
sağlıyor.
Nitekim "sofistik" piyasa kurumları (piyasa araştırma şirketleri gibi) bir yana doğru
dürüst perakende-toptan ticaret zinciri ya da ticari bankaları bile bulunmayan eski SSCB
cumhuriyetlerinde; 1989 yılı sonrasındaki "kamu sektörünün" tasfiyesi süreci, yerel ve ulusal
bir kısım sermaye gruplarının ortaya çıkması şeklinde gerçekleşti. İlginçtir, ülkemizde
muhasebe mesleği 1989 yılında yasal statüye kavuştu. Tekdüzen hesap planı 1992 tarihinde
kabul edildi. İşte uluslararası sermaye, herhangi bu ülkede hissedar, iştirak ve bağlı ortaklık
halinde olduğu bir şirketin mali tablolarını anlamak için uluslararası muhasebe standartlarına
ihtiyaç duyar. Bu husus uluslararası sermayenin bir başka ülkede satın alacağı bir özel şirket
ya da özelleştirme kapsamındaki bir iktisadi kamu teşebbüsü için de gerekli olmaktadır. Aynı
şekilde sınır ötesi verilecek krediler, yapılacak her türlü ticaret, iş bağlantıları ve yatırımlar
hakkında da doğru kararlar verebilmek için anlaşılır ve karşılaştırabilir raporlara ihtiyaç duyarlar. Yani

"finansal serbestleşmeden" faydalanarak çeşitli ülkelere ve borsalara yönelen
trilyonlarca dolarlık fonlar, anladıkları ve yorumlayabildikleri türden mali tabloları görmek
istiyorlar. Burada 29 No.lu Uluslararası Muhasebe Standardı'nın amacı; yüksek enflasyon
nedeniyle gerçek durumu yansıtmaktan uzaklaşmış, dolayısıyla farklı zamanlarda hatta aynı
muhasebe döneminde karşılaştırılması yanıltıcı sonuçlar veren mali tabloları düzeltmeye
giderek raporlanır hale getirmektir. Yoksa bu standartta, mali tabloların enflasyonun
etkisinden arındırılması suretiyle vergileme üzerindeki enflasyondan kaynaklanan
olumsuzlukları gidermek değildir. Ancak ülkemizdeki boyutu uluslararası muhasebe
standartlarında öngörülenleri aşarak düzeltilen mali tabloların vergilemeye de esas alınması
yönünde gerçekleştirilmiştir.
Geri Kazanabilirlik
Enflasyon düzeltmesinin ülkemizdeki altyapısı 1996 yılında yayınlanmış olan 2 No.lu
Türkiye Muhasebe Standardı ile başladı. Bu standart 29 No.lu Uluslararası Muhasebe
Standardı'nın aynısıdır. Sermaye Piyasası Kurulu, çıkardığı çeşitli tebliğlerde, enflasyon
muhasebesini kendine tabi şirketlerde uygulamıştır. Buradaki kavram ise geri
kazanabilirliktir.
BDDK yine kendi standartlarını oluşturmuştur. Bu kurullara tabi kurumların öncelikli
olarak ilgi çekmesi doğaldır. Yalnız bunların hepsi, sadece mali tabloların gerçek durumu
aksettirmesini sağlayan; yani enflasyonun etkilerini gideren düzenlemelerdir; vergilemeye
hiçbir etkisi yoktur. Esasen ülkemizde ticari ya da vergi bilançosunu düzenledikten sonra
enflasyonu dikkate alarak mali tablo düzenlemeye engel hiçbir hüküm yoktur. Nitekim 5024
sayılı yasadan evvel birçok firma tarafından bu tür tablolar düzenlemiştir. Ülkemizde
enflasyon muhasebesi olarak bilinen Vergi Usul Kanunu'nda değişiklik yapan 5024 sayılı
kanun, a) Mali tabloların enflasyonun etkisinden arındırılması, b)Bu arındırılmadan hareketle
vergileme üzerindeki enflasyondan kaynaklanan olumsuzlukları gidermeyi amaçlamaktadır.
Ancak bu düzenlemelerden evvel çeşitli vergi yasalarında hem işletmelerin enflasyondan
doğan fiktif kârlarını enflasyon köpüğünü alarak vergilendiren hem de devlet gelirlerinin
enflasyon nedeniyle aşınan gelirlerini telafi eden düzenlemeler yer almıştı. İktisadi kıymet
yenileme fonu, azalan bakiyeler usulüyle amortisman, alacak ve borç senetlerinin reeskontu,
yeniden değerleme, lifo: son giren ilk çıkar, maliyet artış fonu, yatırım indiriminden
endeksleme gibi müesseseler mükelleflerin sağladığı kazançları enflasyondan arındırmaya
yönelik uygulamalara örnek olarak gösterilebilir. Ayrıca bazı muafiyet, istisna ve indirimlerin
her yıl yeniden değerleme oranında artışını sağlayarak vergi matrahının hesaplanmasından
dikkate alınmasına imkân sağlayan hükümler ise, mükelleflerin enflasyondan korunmasını
amaçlamaktadır. Burada enflasyona karşı korunmayan bir kesim varsa o da birey, yani
vatandaştır. Çünkü birey herhangi bir ürünü satın alırken enflasyon farkını ve enflasyon
üzerindeki vergileri katarak bu ürünleri satın alıyor. Ne var ki, enflasyon düzeltmesine ilişkin
hükümler, mahiyeti itibariyle bireyin üstlendiği bu yükleri kapsamıyor.

Bize göre bu hükümlerdeki noksanlıklar bu kadar radikal olmayan bazı düzenlemeler
yapılmak suretiyle yeterli hale getirilebilirdi. Ne var ki bu ülkede sürekli olarak mali
tabloların vergi için, Maliye Bakanlığı için düzenlenmeyeceği ifade edildi. Bu ve benzeri
ifadelerle sürekli olarak Uluslararası Muhasebe Standartları kutsileştirildi. Ulusüstü bir irade
bilinçli ya da bilinçsiz ulusal bir iradeye tercih edildi.



Yusuf ileri
27-10-2015 13:31:38
Bu yaziyi indirmek için tıklayınız :   DOWNLOAD PDF

Bizi Takip Edin

  • Facebook
  • Twitter
  • Linkedin
  • Google Plus

© 2015 Tüm Hakları Saklıdır Yusuf ileri

HİZMETLERİMİZ

  • » Bağımsız Dış Denetim Hizmetleri
  • » Vergi ve Tasdik Hizmetleri
  • » Mali Danışmanlık Hizmetleri
  • » Diğer Danışmanlık Hizmetleri
  • » Hukuk Danışmanlığı

ADRES

Kaptanpaşa Mah. Darülaceze Cad. Bilaş İş Mrk. B Blok No:33 K:3 D:43 Okmeydanı
Şişli/İSTANBUL
Yusuf ileri
2019 © Powered by : KETENCEK I.T