Kaptanpaşa Mah. Darülaceze Cad. Bilaş İş Mrk. B Blok No:33 K:3 D:43 Okmeydanı
+90 212 210 00 33 - 210 55 88
  • Facebook
  • Twitter
  • Linkedin
  • Google Plus

Aciz Fişi ve Ekonomik Kriz

ANASAYFA  /  MAKALELER  /  VERGI  /  Aciz Fişi ve Ekonomik Kriz

                                                                                                                                         

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK                                                                                                             

VE DENETİM TİC. LTD. ŞTİ.

 

Dr. Yusuf İleri
Dünya Gazetesi - 02.07.2001

 

ACİZ FİŞİ ve EKONOMİK KRİZ
Vergi Mükellefleri, son yıllarda uygulanan ve yaşanan ekonomik ve mali politikalar ve
zorluklar sonucu borçlarını ödeyememişlerdir. Nitekim bu gerçek durumu gören Maliye
Bakanlığı, biri 1997 yılında 400 seri no.lu Tahsilat Genel Tebliği, diğeri Şubat 2001’de
yaşanan ekonomik krizden önce 414 Seri no.lu Tahsilat Genel Tebliği ile olmak üzere iki kez,
zor durumda bulunanlara ödemede kolaylık sağlamak amacıyla Vergi Usul Kanunu
kapsamındaki vergi, resim, harç, vergi cezası ve gecikme faizi ile 6183 Sayılı Kanun
kapsamındaki gecikme zamları borçlarını tecil ve taksitlendirme yoluna gitmiştir.
Güçlü Ekonomiye Geçiş adı altında 14.04.2001 tarihinde açıklanan program,
ekonomik ve mali yapıda bir dizi köklü değişiklikler içermektedir. 2001 yılının tamamında
GSMH’nin yüzde 3 dolayında gerileyeceğinin belirtildiği bu programda; faiz haricindeki
harcamalarda tasarrufa gidileceği, çok zorunlu haller dışında yatırım programına yeni proje
alınmayacağı açıklanmıştır. Tasarruf tedbirleri ve gerçek kazançların sınırlandırılmasıyla iç
pazara dönük üretim; tarım ve sanayi yaşamsal olarak etkileneceği için ekonomik kalkınma ve
büyüme duracak ve gerileyecektir. Yine bu programa bağlı olarak, petrol ürünleri ve kamu
ürün ve hizmetlerinin fiyatlandırılması ve Katma Değer Vergisi oranlarında yapılan artışlar;
yurt içi üretimi gerek talep, gerek arz yönünden olumsuz olarak etkileyecektir. Kısacası başta
küçük ve orta ölçekli işletmeler olmak üzere önemli bir mükellef grubunun, bu program
karşısında varlıklarını ve faaliyetlerini zorlukla sürdürme durumu yaşayacakları
kanaatindeyiz. Bundan yola çıkarak 6183 Sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkındaki
Kanun’da yer alan "aciz hali" ve "aciz fişini" bu yazımıza konu olarak seçtik.
Mezkûr kanunun 52. maddesinde aciz halinin tespiti halinde gecikme zammının
tatbik edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Aynı kanunun 76. maddesinde ise aciz halindeki
borçlu hakkında teminat ve faiz aranmadan tecil hükümlerinin tatbik olunabileceği
belirtilmiştir. Kanunun 75. maddesinde yapılan takip sonunda, borçlunun haczi caiz malı
olmadığı veya bulunan malların satış bedeli borcunu karşılamadığı takdirde borçlunun aciz
halinde sayılacağı, yapılan takip safhalarıyla bakiye borç miktarının bir aciz fişinde
gösterilerek aciz halinin tespit olunacağı hükmüne yer verilmiştir.
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde "Tüzel kişilerle küçüklerin ve
kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi
sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan
teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirilir. Yukarıda
yazılı bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının
varlıklarından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacaklar, kanuni
ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınır," denilmek suretiyle kanuni
temsilcilerin sorumluluğu belirtilmiştir. Ancak bu maddeye göre kanuni temsilcinin takip
edilebilmesi için, vergi borçlusu hakkında tüm takip yollarının tüketilmesi ve bunun

sonucunda amme alacağının bu kişilerden kısmen veya tamamen alınamamış olması
gerekmektedir.
Amme alacağının Vergi Usul Kanunu'nun 10’uncu maddesi uyarınca kanuni
temsilcilerden takibi yoluna gidilebilmesi için, vergi borçlusu hakkında tüm takip yollarının
tüketilmesi, borçlunun, borcu karşılayabilecek düzeyde haczi kabil malı bulunmaması veya
bulunan malların satış bedelinin borcu karşılamaması sebebiyle borçlunun "aciz hali"nde
olması ve bu durumla birlikte bakiye borç miktarının bir aciz fişinde gösterilmesi
gerekmektedir. Kanuni temsilcilerin takibi, ancak tüm bu safhalardan sonra mümkündür.
Gecikme Zammına Etkisi
Konu ile ilgili yasal düzenlemeler ve müstakar bir hal alan Danıştay kararları bu yönde
iken kanuni temsilciler, uygulamada kanuni prosedür tamamlanmadan yani aciz fişi
düzenlenmeden takip edilmektedir. Bu yönde yaygın bir uygulamanın mevcudiyetine,
yayımlanmış olan çok sayıda Danıştay kararıyla varmaktayız. Danıştay’ın borçlunun ödemede
acze düştüğü saptanmadan ve ayrıca "aciz fişi" düzenlenmeden kanuni temsilcilerin takip
edilemeyeceğine dair çok sayıda kararı olduğu gibi herhangi bir mal varlığına rastlanılmaması
halinde acze düştüğünün kabulü gerektiği yönünde de kararları bulunmaktadır.
Böyle bir uygulamanın sürdürülmesinin yani "aciz fişi" düzenlenmeden kanuni
temsilciler adına takibata geçilmesinin sebebi, kanaatimizce idarenin gecikme zammından
yoksun kalmamak yönündeki niyet ve çabasıdır. Zira yukarıda değinildiği üzere "aciz halinin"
tespit ve kabul edildiği durumlarda, kalan borç için gecikme zammı uygulanmayacaktır.
Ödeme güçlüğü yaşayan mükellefler hakkında aciz fişi düzenlenmeden bu mükellefler
veya kanuni temsilcileri hakkında takibata geçilmesi halinde bunların borçları zaman içinde
fiktif olarak büyüyecektir. Faaliyetlerini uzun süreden beri bırakmış, ortakları dağılmış,
ortaklığın feshine ve tasfiyesine tevessül edilmemiş, olay ve faaliyetlerini uzun süreden beri
bırakmış olan mükellefler yönünden ise durum daha da ağırlaşacaktır.

 

1On. 3. O., 5.5.1998 tarih ve E. 1997 ı 731, K 1998 I 1534 ; On. 4. O., 18.5.1995 tarih ve E.
1994 I 5666, K. 1995 I 2159
(CANDAN Turgut I ÇEVİKBAŞ Hüseyin, Vergi Usul Kanunu İle ilgili DANIŞTAY
KARARLAR!, C. 3, İstanbul: Süryay Sürekli Yayınlar , 1997) ; Dn. 4. D., 12.12.1995 tarih
ve E. 1995 1 2350, K. 1995 / 5268 ; On. 4. D., 19.10.1995 tarih ve E. 1995 12409 ,
K. 1995 I 4296 (CANDAN Turgut / ÇEVIKBAŞ Hüseyin, Amme Alacakları Tahsil Usulü
Kanunu İle İlgili DANIŞTAY KARARLAR!, C. 4. İstanbul: Süryay Sürekli Yayınlar, 1997) ;
2 On. VDDGK., 24.12.1999 tarih ve E. 1999 / 385, K. 1999 / 603 (CANDAN Turgut /
ÇEVIKBAŞ Hüseyin, Vergi Usul Kanunu lıe ilgili DANIŞTAY KARARLAR!, C. 3,

 

Vergi yükümlülerinin hukuki güvenliklerinin sağlanabilmesi için kişisel vergi
yükünün açık olarak önceden hesaplanabilmesi ve tahmin edilebilmesi gerekir. Bu ise bir
yandan yükümlülerin hukuki güvenliğini korurken diğer yandan Vergi İdaresi de istikrarı
sağlamaktadır. Diğer bir ifadeyle kişiler üstlendikleri mali yüklere göre geleceğe yönelik plan
yaparken; Vergi İdaresi de kamu harcamalarının finansmanı için sağlıklı kaynak yaratmış
olur. Kaldı ki tahsil dairesi, alacaklı amme idaresi ile borçlunun menfaatlerini mümkün
olduğu kadar uzlaştırmakla mükelleftir.
Bize göre idarenin kanuni temsilciler adına takibata geçmesi demek; borçlunun "aciz
hali"nde olduğunun ifadesi ve kabulü demektir. Böyle bir uygulamaya "aciz fişi"
düzenlenmeden geçilmesi halinde; Danıştay ya bu işlem ve uygulamaları "aciz fişi"
düzenlenmediği için iptal etmekte ya da herhangi bir mal varlığı ve gelirin bulunmadığına
ilişkin tespitleri "aciz hali" olarak kabul etmektedir. Diğer bir ifadeyle yukarıda birinci grup
kararlarda "aciz fişi" olmazsa olmaz; ikinci grup kararlarda mevcut belgeler "aciz fişi"
hükmünde görülmektedir. Bu bağlamda borçlunun herhangi bir mal varlığı bulunmadığının
tespiti halinde "aciz fişi" düzenlenmesi yasanın ve yargı kararlarının gereğidir. Bu, borçlulara
ödeme yapabilme güçlüğü içine düşmeleri halinde gecikme zammına boğulmadan ödeme;
idareye ise hem bu alacaklarını tahsili mümkün olmayan fiktif rakamlara ulaşmama, hem de
kanuni temsilcileri takip imkânı verir.
Birinci grup kararlar üzerine kanuni temsilcilerin mevcut duruma göre takibi ortadan
kalkar ve idare “aciz fişi” düzenlemeye zorlanır iken; ikinci grup kararlar idareye kanuni
temsilcileri takip edebilme imkânı sağlamakta; ancak bu kez Danıştay’ca aciz halinin
kabulüne esas alınan bu tespitlerin idarece "aciz fişi" hükmünde sayılıp sayılmayacağı yani
konumuz itibariyle bu tarihten itibaren gecikme zammının aranıp aranmayacağı önem arz
etmektedir. Borçlunun mal varlığı ve gelirinin bulunmadığına ilişkin tespitlerin aciz haline
düştüğünün kabulü yönündeki Danıştay kararlarına rağmen, bu tespitlerin yapıldığı andan
itibaren ileriye yönelik gecikme zammının hesaplanmasının ve tatbik edilmesinin bu
bağlamda mümkün olmadığı görüşündeyiz.

 


İstanbul: Süryay Sürekli Yayınlar, 1997) ; On. 11. D., 3.2.2000 tarih ve E. 1998 14479, K.
2000 I 933 ; (Vergi Dünyası, Sayı. 228, Ağustos 2000, s. 134, 135)
3 (')NCF.T . Mualla / Kl JMRl JT .IJ Ahm et I ÇAGAN Nami , Vergi Hukuku , C. 1 , 1. h , İ
.anhul: Yargı Yayınlan , 1987, s.66



Yusuf ileri
27-10-2015 15:11:49
Bu yaziyi indirmek için tıklayınız :   DOWNLOAD PDF

Bizi Takip Edin

  • Facebook
  • Twitter
  • Linkedin
  • Google Plus

© 2015 Tüm Hakları Saklıdır Yusuf ileri

HİZMETLERİMİZ

  • » Bağımsız Dış Denetim Hizmetleri
  • » Vergi ve Tasdik Hizmetleri
  • » Mali Danışmanlık Hizmetleri
  • » Diğer Danışmanlık Hizmetleri
  • » Hukuk Danışmanlığı

ADRES

Kaptanpaşa Mah. Darülaceze Cad. Bilaş İş Mrk. B Blok No:33 K:3 D:43 Okmeydanı
Şişli/İSTANBUL
Yusuf ileri
2019 © Powered by : KETENCEK I.T